DİNİMİZ « iSLAM İSLAMİYET « GENEL BİLGİLER İSLAM İNANCINDA TEKFİR KONUSU VE RİVAYET EDİLEN HADİSLERİN GÜVENİLİRLİĞİ…

İSLAM İNANCINDA TEKFİR KONUSU VE RİVAYET EDİLEN HADİSLERİN GÜVENİLİRLİĞİ…

İSLAM İNANCINDA TEKFİR KONUSU VE RİVAYET EDİLEN HADİSLERİN GÜVENİLİRLİĞİ…

 
  • 0 Oy - 0 Ortalama
 
halukgta
Moderator
379
02-05-2024:09:43
#1
Hiç araştırdınız mı bilmiyorum. Bizlere İslam dininin olmazsa olmazı kabul edilen, hatta ayetlerin anlaşılmasını sağladığını iddia ettikleri, rivayet hadisleri nakleden din âlimi diye adlandırdıkları kişilerin, tarih boyunca birbirini nasıl suçladıklarını, düşman olduklarını hatta tekfir edip dinsizlikle itham ettiklerini görürsünüz. Tekfir mezheplerin içinde birbirine karşı kullandıkları adeta bir silah haline dönüşmüştür.TEKFİR İSLAM TOPLUMUNDA, İMAN ETMİŞ BİR KİŞİ HAKKINDA KÂFİR, DİNSİZ HÜKMÜ VERMEKTİR DİYE TARİF EDİLİR.

Tekfir konusu Allah’ın dinde sakın bölünmeyin emrine itaat etmeyerek mezheplere, cemaat Lara bölünen toplumların, kendilerinin yarattığı beşeri inanç konularında, tartışmalarda muhaliflerine karşı takındıkları bir tavır diyebiliriz. ASLINDA TÜM BUNLARIN NEDENİ SİYASİ ÇEKİŞMELER VE MENFAAT ÇATIŞMALARI SONUCUNDA OLUŞAN, DİN DIŞI KAVRAMLARDIR. Lütfen bu ve benzeri tartışmalardaki ifadeleri, ithamları Allah’ın dini İslam ile karıştırmayalım. Ayrıca Tekfir silahı ile kendi aralarında bile âlim dedikleri kişilerin, kendileri gibi düşünmeyen inanmayanları, kendilerinin kurdukları ortak inanç sisteminden ihraç etmek, susturmak, dışlamak amacıyla da kullanıldığını söyleyebiliriz. Bu satırları yazdığımda Hristiyanlarda PAPAYA karşı gelip, onun söylediği gibi inanmayanları, nasıl AFOROZ edip dinden çıkardıklarını hatırlamışsınızdır. Bun inanç ile birbirilerini tekfir edenlerin, sizce ne farkı var?

Aslında Kur’an’ı dikkatle okuyan bir Müslüman şunu çok iyi bilir. ALLAH KUR’AN’DA MÜSLÜMAN OLDUM, İMAN ETTİM DİYEN HİÇ KİMSEYE, HİÇBİR MÜSLÜMAN’A ALLAH’IN ELÇİSİ DÂHİL TEKFİR ETME YANİ BU KİŞİ KÂFİRDİR, DİNDEN ÇIKARTILMALIDIR DEME YETKİSİNİ VERMEMİŞTİR. ÇÜNKÜ KİMİN TAKVACA ÜSTÜN OLDUĞUNU, DOĞRU YOLDA GİTTİĞİNİ ALLAH, YALNIZ BEN BİLİRİM DİYOR. Bu konuyu daha iyi anlamak isteyen, Hz. Muhammed’in Elçilik görevini almadan önceki yaşamını, gerçekleri arayışını Kur’an’dan mutlaka iyi öğrenmelidir. Çünkü Allah, nasıl uyarıyordu bizleri bu konuda hatırlayalım.

Kalem 7: ŞÜPHESİZ SENİN RABBİN, KENDİ YOLUNDAN SAPAN KİŞİYİ DAHA İYİ BİLİR. O, HİDAYETE ERENLERİ DE DAHA İYİ BİLİR. (Diyanet meali)

İsra 84: DE Kİ: “HERKES KENDİ YAPISINA UYGUN İŞLER GÖRÜR. RABBİNİZ, EN DOĞRU YOLDA OLANI DAHA İYİ BİLİR.” (Diyanet meali)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah’ın Resulü bile ben iman ettim dedikten sonra, hiçbir Müslümanı tekfir etme yani onu kâfirlikle suçlamaya ve İslam toplumundan dışlamaya yetkisi yoktur. İlginçtir bu gerçekler apaçık Kur’an’da durduğu halde, Buhari’nin İmam-ı Azamı tekfir etmesi yada bu yolda çaba harcaması, günümüzde çok önemsenmemiş görünüyor. Çünkü onun rivayet ettiği hadisler, çok önemsenerek günümüzde kabul görüyor. Bir kişi hatalıysa belki hatasını görüp geri dönecek, bunu bizler değil yalnız Allah bilir. Bu konu ile ilgili Allah’ın Resulünü ikaz ettiği Abese suresi ilk 10 ayetini lütfen Kur’an’dan okuyunuz. Bu ayette Allah’ın Resulü iman etmediğini düşündüğü kişiyle zaman kaybetmek istemeyip, görmezden geldiğinde Allah Resulünü uyarıyor ve özet olarak şunları söylüyor. “SEN NEREDEN BİLECEKSİN, BELKİ O ARINACAKTI? YAHUT ÖĞÜT DİNLEYECEK DE ÖĞÜT KENDİSİNE YARAYACAKTI.”

Makalemin asıl konusuna gelince. Geleneksel İslam anlayışının inancına göre, İslam Kur’an ve Resulün sünneti yani bizlere nakledilen rivayet hadislerle yaşanacağına öyle inandırılmıştır ki, adeta Allah’ın eşsiz kitabı Kur’an ile bu rivayetler eş tutulmuştur. Hatta bu rivayetlerin Kur’an’ı açıkladığını söyleyerek adeta Kur’an’ın önüne geçirilmiştir. Peki, bu rivayet hadisleri kimler bizlere ulaştırmıştır burası çok önemli. KUR’AN GİBİ GÜVENİLİR KAYNAKLARDAN MI ALDIK BU BİLGİLERİ? Çünkü Allah bu konuda uyarıyor ve emin olmadığın bilginin ardına sakın düşmeyin, hesabını sorarım demiyor muydu? Elbette rivayet edilen hadisleri hiç kimse korumadığı gibi, nakil sırasında nakledenin düşünce ve inançlarıyla değiştirilme tehlikesi kesinlikle vardır. Yazımın başında belirttiğim gibi, her mezhebin imamı ya da din âlimi kabul edilen kişilerin naklettiği hadisler bunlar. Şunu da hatırlatmak isterim, bu hadislerin onların naklettiğine dair, asla bir kanıtımızda yoktur. Mahşer günü bu kişiler, ben böyle bir hadis nakletmedim bana iftira atmışlar derse, bu hadislere göre imanını yaşayaların durumu nasıl olur? Düşünmek bile istemiyorum ama O gün pişman olmak istemeyen, tüm bunları şimdiden hesaba katarak imanını yaşamalıdır. BU DURUMDA BU BİLGİLERE NASIL GÜVENİP, BU HADİSLERLE ANCAK KUR’AN’I DOĞRU ANLAYABİLİRİZ DERİZ. Bu yolu izlediğimiz içindir ki Kur’an’ı hiç anlayamadığımız, İslam toplumunun yaşantısından anlaşılıyor. Bizlere hadis nakledenler, Allah’ın Resulünün zamanından, çok sonra yaşamış insanlardır. Çoğunluğu Arap bile değildir. Bu hadislere mutlaka ihtiyacımız olsaydı, Allah’ın Resulü Kur’an gibi kayda aldırmaz mıydı sizce? Allah hem sizleri Kur'an'dan sorumlu tutuyorum hükmünü verecek, hemde bizleri Kur'an dışı rivayetlerdende mi sorumlu tutacak. Zerre kadar düşünene bu soru yeter.

Makalemin başında belirttiğim gibi, bu hadisleri nakleden ve toplum tarafından güvenilir ilan edilen kişiler bile birbirini TEKFİR yani dinden sapmış, kâfir ilan edebiliyorlardı. Sizlere bu konu ile ilgili çok dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. Düşünen zerre kadar aklını kullanan, İslam’ı yaşayabilmemiz için çok önemli kaynak gösterdikleri hadislerin, bizlere nasıl ulaştığını anlar ve asla bu bilgilerle İslam’ı en doğru yaşadığına inanmaz. Ülkemizin genel çoğunluğu Hanefi mezhebine inanır. Ama Buhari’nin de rivayet hadislerini güvenilir kabul eder ve inanırlar. Buhari’nin, Âlim İmam’ı Azam Ebu Hanife’yi Tekfir ettiğini yada tekfire varan hakaretlerini biliyor musunuz? İlginçtir bu konudaki hadisler elden ele dolaşır, herkes işine geldiği gibi anlar. Bakın Buhari, İmam’ı Azam için neler söylediği rivayet ediliyor.

“GÜVENİLMEZ ADAMDIR.” İmam Buhari. Tarihul Kebir C.8 s.81

“SAPIK MÜRCİE MEZHEBİNİN MENSUBU.”  İmam Buhari. Tarihul Evsat. c.2 s.93

“KÜFRÜNDEN DÖNMESİ İÇİN, İKİ DEFA TÖVBEYE ÇAĞRILAN ADAM.” İmam Buhari. Kitabuz Zuafa s.132

Zikir Ehli bir Müslüman, iman ettiğini söyleyen bir kişiye asla böyle bir ithamda bulunamayacağını bilmesi gerekiyorsa, SİZCE BÖYLE BİR KAYNAKTAN BİZLERE ULAŞAN RİVAYET HADİSLERİN DOĞRULUĞU KONUSUNDA, HİÇ ŞÜPHE DUYMADAN İNANMAMIZ MI GEREKİR, YOKSA UZAK DURMAMIZ MI GEREKİR, NE DERSİNBİZ? Eğer İmam’ı Azamın düşünce yapısına inanıyorsanız, İmam’ı Azam'a tekfire varan hakaretleri yapan kişinin naklettiği iddia edilen hadislere, nasıl güveniriz ve inanırız? Peki, Buhari İmam’ı Azam’a neden bu tür sözleri söylemiş olabilir? Şunu da hatırlatmak isterim belki de onun adına nakledilen tüm sözler, hadisler ona yalan ve iftira olabilir. Yani onun adına birileri de uydurmuş olabilir, onu huzura vardığımızda göreceğiz. Onun için bu tür rivayetler, asla bizlerin dinimizi yaşarken kaynağımız, referansımız olamaz. Buhari’nin İmam’ı Azam’a neden düşman olduğu ve tekfire varan sözleri konusundaki, rivayet bilgilere bakalım şimdide.

İmam’ı Azam’a Buhari ve onun gibi birçok din âlimi diye anılan kişilerin karşı çıkmalarının, eleştirmelerinin hatta TEKFİRE varan sözlerinin nedeni, Ebu Hanife SÜNNETİ YANİ RİVAYET EDİLEN HADİSLERİ BİLMEZ İŞİNE GELENİ ALIR, AYRIM YAPMADAN KABUL ETMEZ DÜŞÜNCESİYLE İTHAM EDİLİRMİŞ. Buhari ve benzeri din âlimi denilen kişiler hadisin METNİNİ ESAS ALIRKEN, Ebu Hanife HADİSİ KUR’AN’A ARZ EDER, manayı ayette ne anlatılıyor anlamını dikkate alırmış.

Çok daha önemlisi, Ebu Hanife hadisleri yalnız Kur’an’a arz etmekle yetinmezmiş. AKLA DA ARZ EDER, ÜZERİNDE GÜNLERCE KUR’AN’IN DİĞER AYETLERİ İLE BAĞLANTI KURARAK DÜŞÜNÜRMÜŞ. ÇÜNKÜ ALLAH BİZ AYETLERİMİZİ NİCE ÖRNEKLERLE AÇIKLADIK DİYORDU. AYETTE NE MAKSATLA SÖYLENDİĞİ YANİ VERİLEN MANAYI, ANLAMI VERİLEN ÖRNEKLERLE ANLAMAYA ÇALIŞIRMIŞ. Örf ve zamansal değişimi çağın gelişimini dikkate alırmış. Yani çağın gerçekleri ile anlamaya çalışırmış ayetleri. Bu yönteme Buhari ve onun gibi düşünenler karşı çıktığı için onu tekfirle suçlamaktan çekinmemiştir. GÜNÜMÜZDE DE AYNI YÖNTEM UYGULANMIYOR MU? TELEVİZYONA ÇIKIP, YALNIZ KUR’AN’DAN BAHSEDİP ÖRNEKLER VERENİ, NEDEN HADİS ÖRNEĞİ VERMİYORSUN DİYEREK, PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİ KUR’AN AYETİ GİBİDİR DİYOR VE BU KİŞİLERİ SÜNNET İNKÂRCISI, DİN TAHRİFATÇISI, KÂFİR İLAN ETMİYORLAR MI? Bundan dolayı Ebu Hanife hadis inkârcısı olarak tanınır ve birçok kişi tarafından tenkit edilir. İmam'ı Azamı bit atçı olarak tanımlayanları da duyarsınız. İmam’ı Azamın en önemli özelliğine gelince.

O ÖRNEK ÂLİM İNSAN, ÖZELLİKLE HADİSLER ÜZERİNDEN KUR’AN’I ANLAMAYA ÇALIŞMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ İNSANLARINDA BU NAKİL ZİNCİRİNDE, HATALAR YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNDEN, MUTLAKA NAKLEDİLEN HADİSLERİN DOĞRULUĞUNU KUR’AN’DAN ARAŞTIRMIŞ ONAYINI ALMIŞTIR. ALMADIKLARINI KABUL ETMEMİŞTİR. ÇÜNKÜ ALLAH KUR’AN’I BEN KORUYORUM, YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARILIN EMRİNİ, İNANCINI YAŞARKEN HAYATA GEÇİRMİŞTİR.

İmam Buhari, İmam’ı Azamın herkesin kendi dilinde ibadet edebileceğini, yani namaz kılabileceğini söylediği için, Buhari İmam’ı Azama ilk önceleri bu konuda da saldırıda bulunup, onu tekfir etmeye çalışmış, ama daha sonra hatasını anlayan Buhari, aynı görüşü daha sonra kabullenmiştir.  Aynı kişi Ebu Hanife’ye deccal bile dediği rivayet edilir. BU SALDIRILARIN İDEOLAJİK OLDUĞUNU TARİHÇİLER SÖYLÜYOR. Ebu Hanife ye karşı çıkan, birçok hadis nakilcilerinin karşı çıkmasına bir  başka neden, İmam’ı Azamın nakledilen hadisler konusunda, ÇO FAZLA TİTİZ DAVRANMASIDIR. Çünkü İmam-ı Azam, GELECEKTE MÜSLÜMAN TOPLUMUN, ALLAH’IN EMRETTİĞİ KUR’AN MÜSLÜMANLIĞINDAN SAPARAK, HADİS MÜSLÜMANLIĞI YARATMASINDAN KORKUYORDU. KORKTUĞUDA NE YAZIK Kİ BAŞIMIZA GELDİ.

DEĞERLİ KARDEŞLERİM. BİZLER İSLAM DİNİNİ YAŞARKEN, KUR’AN’IN YANINA KOYDUĞUMUZ VE ONSUZ KUR’AN’I ANLAYAMAYACAĞIMZI İDDİA ETTİĞİMİZ HADİSLERİN, HANGİ KAYNAKLARDAN VE HANGİ DÜŞÜNCELER IŞIĞINDA GELDİĞİNİ, GÖRDÜNÜZ. BU KAYNAKLARI BİZLER, HİÇ ŞÜPHE DUYMADAN KABUL EDER VE İNANIRSAK, SİZCE BİZLER ALLAH’IN VE RESULÜNÜN YOLUNDA GİDİYORUZ DİYEBİLİR MİYİZ? YOKSA ALLAH’A VE RESULÜNE İFTİRA ATANLARIN SAFINDA MI OLURUZ, NE DERSİNİZ?

Karar sizin, imtihan sizin imtihanınız. Aklını zerre kadar kullanarak iman eden bir Müslüman, Allah’ın en doğru yolunu bulacaktır. Kur’an’ı yeterli görmeyip, rivayetlere Kur'an'ın onayını almadan hiç şüphe duymadan inananlar şunu çok iyi bilmelidir ki, Kitap Ehlide aynı yanlışı yaptıkları için Allah tarafından cezalandırıldılar ve en son olarak yol gösterici Rehber Kur’an, Resulü tarafından bizlere tebliğ edildi. HATIRLATIRIM ALLAH’IN APAÇIK EMRİ, YALNIZ KUR’AN’A SARILMAKTIR. ÇÜNKÜ ALLAH HÜKMÜNÜ VERMİŞ VE SİZLERİ KUR’AN’DAN HESABA ÇEKECEĞİM DEMİŞTİR. Kime ya da kimlere inanacağınız, size kalmış.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
halukgta
02-05-2024:09:43 #1

Hiç araştırdınız mı bilmiyorum. Bizlere İslam dininin olmazsa olmazı kabul edilen, hatta ayetlerin anlaşılmasını sağladığını iddia ettikleri, rivayet hadisleri nakleden din âlimi diye adlandırdıkları kişilerin, tarih boyunca birbirini nasıl suçladıklarını, düşman olduklarını hatta tekfir edip dinsizlikle itham ettiklerini görürsünüz. Tekfir mezheplerin içinde birbirine karşı kullandıkları adeta bir silah haline dönüşmüştür.TEKFİR İSLAM TOPLUMUNDA, İMAN ETMİŞ BİR KİŞİ HAKKINDA KÂFİR, DİNSİZ HÜKMÜ VERMEKTİR DİYE TARİF EDİLİR.

Tekfir konusu Allah’ın dinde sakın bölünmeyin emrine itaat etmeyerek mezheplere, cemaat Lara bölünen toplumların, kendilerinin yarattığı beşeri inanç konularında, tartışmalarda muhaliflerine karşı takındıkları bir tavır diyebiliriz. ASLINDA TÜM BUNLARIN NEDENİ SİYASİ ÇEKİŞMELER VE MENFAAT ÇATIŞMALARI SONUCUNDA OLUŞAN, DİN DIŞI KAVRAMLARDIR. Lütfen bu ve benzeri tartışmalardaki ifadeleri, ithamları Allah’ın dini İslam ile karıştırmayalım. Ayrıca Tekfir silahı ile kendi aralarında bile âlim dedikleri kişilerin, kendileri gibi düşünmeyen inanmayanları, kendilerinin kurdukları ortak inanç sisteminden ihraç etmek, susturmak, dışlamak amacıyla da kullanıldığını söyleyebiliriz. Bu satırları yazdığımda Hristiyanlarda PAPAYA karşı gelip, onun söylediği gibi inanmayanları, nasıl AFOROZ edip dinden çıkardıklarını hatırlamışsınızdır. Bun inanç ile birbirilerini tekfir edenlerin, sizce ne farkı var?

Aslında Kur’an’ı dikkatle okuyan bir Müslüman şunu çok iyi bilir. ALLAH KUR’AN’DA MÜSLÜMAN OLDUM, İMAN ETTİM DİYEN HİÇ KİMSEYE, HİÇBİR MÜSLÜMAN’A ALLAH’IN ELÇİSİ DÂHİL TEKFİR ETME YANİ BU KİŞİ KÂFİRDİR, DİNDEN ÇIKARTILMALIDIR DEME YETKİSİNİ VERMEMİŞTİR. ÇÜNKÜ KİMİN TAKVACA ÜSTÜN OLDUĞUNU, DOĞRU YOLDA GİTTİĞİNİ ALLAH, YALNIZ BEN BİLİRİM DİYOR. Bu konuyu daha iyi anlamak isteyen, Hz. Muhammed’in Elçilik görevini almadan önceki yaşamını, gerçekleri arayışını Kur’an’dan mutlaka iyi öğrenmelidir. Çünkü Allah, nasıl uyarıyordu bizleri bu konuda hatırlayalım.

Kalem 7: ŞÜPHESİZ SENİN RABBİN, KENDİ YOLUNDAN SAPAN KİŞİYİ DAHA İYİ BİLİR. O, HİDAYETE ERENLERİ DE DAHA İYİ BİLİR. (Diyanet meali)

İsra 84: DE Kİ: “HERKES KENDİ YAPISINA UYGUN İŞLER GÖRÜR. RABBİNİZ, EN DOĞRU YOLDA OLANI DAHA İYİ BİLİR.” (Diyanet meali)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah’ın Resulü bile ben iman ettim dedikten sonra, hiçbir Müslümanı tekfir etme yani onu kâfirlikle suçlamaya ve İslam toplumundan dışlamaya yetkisi yoktur. İlginçtir bu gerçekler apaçık Kur’an’da durduğu halde, Buhari’nin İmam-ı Azamı tekfir etmesi yada bu yolda çaba harcaması, günümüzde çok önemsenmemiş görünüyor. Çünkü onun rivayet ettiği hadisler, çok önemsenerek günümüzde kabul görüyor. Bir kişi hatalıysa belki hatasını görüp geri dönecek, bunu bizler değil yalnız Allah bilir. Bu konu ile ilgili Allah’ın Resulünü ikaz ettiği Abese suresi ilk 10 ayetini lütfen Kur’an’dan okuyunuz. Bu ayette Allah’ın Resulü iman etmediğini düşündüğü kişiyle zaman kaybetmek istemeyip, görmezden geldiğinde Allah Resulünü uyarıyor ve özet olarak şunları söylüyor. “SEN NEREDEN BİLECEKSİN, BELKİ O ARINACAKTI? YAHUT ÖĞÜT DİNLEYECEK DE ÖĞÜT KENDİSİNE YARAYACAKTI.”

Makalemin asıl konusuna gelince. Geleneksel İslam anlayışının inancına göre, İslam Kur’an ve Resulün sünneti yani bizlere nakledilen rivayet hadislerle yaşanacağına öyle inandırılmıştır ki, adeta Allah’ın eşsiz kitabı Kur’an ile bu rivayetler eş tutulmuştur. Hatta bu rivayetlerin Kur’an’ı açıkladığını söyleyerek adeta Kur’an’ın önüne geçirilmiştir. Peki, bu rivayet hadisleri kimler bizlere ulaştırmıştır burası çok önemli. KUR’AN GİBİ GÜVENİLİR KAYNAKLARDAN MI ALDIK BU BİLGİLERİ? Çünkü Allah bu konuda uyarıyor ve emin olmadığın bilginin ardına sakın düşmeyin, hesabını sorarım demiyor muydu? Elbette rivayet edilen hadisleri hiç kimse korumadığı gibi, nakil sırasında nakledenin düşünce ve inançlarıyla değiştirilme tehlikesi kesinlikle vardır. Yazımın başında belirttiğim gibi, her mezhebin imamı ya da din âlimi kabul edilen kişilerin naklettiği hadisler bunlar. Şunu da hatırlatmak isterim, bu hadislerin onların naklettiğine dair, asla bir kanıtımızda yoktur. Mahşer günü bu kişiler, ben böyle bir hadis nakletmedim bana iftira atmışlar derse, bu hadislere göre imanını yaşayaların durumu nasıl olur? Düşünmek bile istemiyorum ama O gün pişman olmak istemeyen, tüm bunları şimdiden hesaba katarak imanını yaşamalıdır. BU DURUMDA BU BİLGİLERE NASIL GÜVENİP, BU HADİSLERLE ANCAK KUR’AN’I DOĞRU ANLAYABİLİRİZ DERİZ. Bu yolu izlediğimiz içindir ki Kur’an’ı hiç anlayamadığımız, İslam toplumunun yaşantısından anlaşılıyor. Bizlere hadis nakledenler, Allah’ın Resulünün zamanından, çok sonra yaşamış insanlardır. Çoğunluğu Arap bile değildir. Bu hadislere mutlaka ihtiyacımız olsaydı, Allah’ın Resulü Kur’an gibi kayda aldırmaz mıydı sizce? Allah hem sizleri Kur'an'dan sorumlu tutuyorum hükmünü verecek, hemde bizleri Kur'an dışı rivayetlerdende mi sorumlu tutacak. Zerre kadar düşünene bu soru yeter.

Makalemin başında belirttiğim gibi, bu hadisleri nakleden ve toplum tarafından güvenilir ilan edilen kişiler bile birbirini TEKFİR yani dinden sapmış, kâfir ilan edebiliyorlardı. Sizlere bu konu ile ilgili çok dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. Düşünen zerre kadar aklını kullanan, İslam’ı yaşayabilmemiz için çok önemli kaynak gösterdikleri hadislerin, bizlere nasıl ulaştığını anlar ve asla bu bilgilerle İslam’ı en doğru yaşadığına inanmaz. Ülkemizin genel çoğunluğu Hanefi mezhebine inanır. Ama Buhari’nin de rivayet hadislerini güvenilir kabul eder ve inanırlar. Buhari’nin, Âlim İmam’ı Azam Ebu Hanife’yi Tekfir ettiğini yada tekfire varan hakaretlerini biliyor musunuz? İlginçtir bu konudaki hadisler elden ele dolaşır, herkes işine geldiği gibi anlar. Bakın Buhari, İmam’ı Azam için neler söylediği rivayet ediliyor.

“GÜVENİLMEZ ADAMDIR.” İmam Buhari. Tarihul Kebir C.8 s.81

“SAPIK MÜRCİE MEZHEBİNİN MENSUBU.”  İmam Buhari. Tarihul Evsat. c.2 s.93

“KÜFRÜNDEN DÖNMESİ İÇİN, İKİ DEFA TÖVBEYE ÇAĞRILAN ADAM.” İmam Buhari. Kitabuz Zuafa s.132

Zikir Ehli bir Müslüman, iman ettiğini söyleyen bir kişiye asla böyle bir ithamda bulunamayacağını bilmesi gerekiyorsa, SİZCE BÖYLE BİR KAYNAKTAN BİZLERE ULAŞAN RİVAYET HADİSLERİN DOĞRULUĞU KONUSUNDA, HİÇ ŞÜPHE DUYMADAN İNANMAMIZ MI GEREKİR, YOKSA UZAK DURMAMIZ MI GEREKİR, NE DERSİNBİZ? Eğer İmam’ı Azamın düşünce yapısına inanıyorsanız, İmam’ı Azam'a tekfire varan hakaretleri yapan kişinin naklettiği iddia edilen hadislere, nasıl güveniriz ve inanırız? Peki, Buhari İmam’ı Azam’a neden bu tür sözleri söylemiş olabilir? Şunu da hatırlatmak isterim belki de onun adına nakledilen tüm sözler, hadisler ona yalan ve iftira olabilir. Yani onun adına birileri de uydurmuş olabilir, onu huzura vardığımızda göreceğiz. Onun için bu tür rivayetler, asla bizlerin dinimizi yaşarken kaynağımız, referansımız olamaz. Buhari’nin İmam’ı Azam’a neden düşman olduğu ve tekfire varan sözleri konusundaki, rivayet bilgilere bakalım şimdide.

İmam’ı Azam’a Buhari ve onun gibi birçok din âlimi diye anılan kişilerin karşı çıkmalarının, eleştirmelerinin hatta TEKFİRE varan sözlerinin nedeni, Ebu Hanife SÜNNETİ YANİ RİVAYET EDİLEN HADİSLERİ BİLMEZ İŞİNE GELENİ ALIR, AYRIM YAPMADAN KABUL ETMEZ DÜŞÜNCESİYLE İTHAM EDİLİRMİŞ. Buhari ve benzeri din âlimi denilen kişiler hadisin METNİNİ ESAS ALIRKEN, Ebu Hanife HADİSİ KUR’AN’A ARZ EDER, manayı ayette ne anlatılıyor anlamını dikkate alırmış.

Çok daha önemlisi, Ebu Hanife hadisleri yalnız Kur’an’a arz etmekle yetinmezmiş. AKLA DA ARZ EDER, ÜZERİNDE GÜNLERCE KUR’AN’IN DİĞER AYETLERİ İLE BAĞLANTI KURARAK DÜŞÜNÜRMÜŞ. ÇÜNKÜ ALLAH BİZ AYETLERİMİZİ NİCE ÖRNEKLERLE AÇIKLADIK DİYORDU. AYETTE NE MAKSATLA SÖYLENDİĞİ YANİ VERİLEN MANAYI, ANLAMI VERİLEN ÖRNEKLERLE ANLAMAYA ÇALIŞIRMIŞ. Örf ve zamansal değişimi çağın gelişimini dikkate alırmış. Yani çağın gerçekleri ile anlamaya çalışırmış ayetleri. Bu yönteme Buhari ve onun gibi düşünenler karşı çıktığı için onu tekfirle suçlamaktan çekinmemiştir. GÜNÜMÜZDE DE AYNI YÖNTEM UYGULANMIYOR MU? TELEVİZYONA ÇIKIP, YALNIZ KUR’AN’DAN BAHSEDİP ÖRNEKLER VERENİ, NEDEN HADİS ÖRNEĞİ VERMİYORSUN DİYEREK, PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİ KUR’AN AYETİ GİBİDİR DİYOR VE BU KİŞİLERİ SÜNNET İNKÂRCISI, DİN TAHRİFATÇISI, KÂFİR İLAN ETMİYORLAR MI? Bundan dolayı Ebu Hanife hadis inkârcısı olarak tanınır ve birçok kişi tarafından tenkit edilir. İmam'ı Azamı bit atçı olarak tanımlayanları da duyarsınız. İmam’ı Azamın en önemli özelliğine gelince.

O ÖRNEK ÂLİM İNSAN, ÖZELLİKLE HADİSLER ÜZERİNDEN KUR’AN’I ANLAMAYA ÇALIŞMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ İNSANLARINDA BU NAKİL ZİNCİRİNDE, HATALAR YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNDEN, MUTLAKA NAKLEDİLEN HADİSLERİN DOĞRULUĞUNU KUR’AN’DAN ARAŞTIRMIŞ ONAYINI ALMIŞTIR. ALMADIKLARINI KABUL ETMEMİŞTİR. ÇÜNKÜ ALLAH KUR’AN’I BEN KORUYORUM, YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARILIN EMRİNİ, İNANCINI YAŞARKEN HAYATA GEÇİRMİŞTİR.

İmam Buhari, İmam’ı Azamın herkesin kendi dilinde ibadet edebileceğini, yani namaz kılabileceğini söylediği için, Buhari İmam’ı Azama ilk önceleri bu konuda da saldırıda bulunup, onu tekfir etmeye çalışmış, ama daha sonra hatasını anlayan Buhari, aynı görüşü daha sonra kabullenmiştir.  Aynı kişi Ebu Hanife’ye deccal bile dediği rivayet edilir. BU SALDIRILARIN İDEOLAJİK OLDUĞUNU TARİHÇİLER SÖYLÜYOR. Ebu Hanife ye karşı çıkan, birçok hadis nakilcilerinin karşı çıkmasına bir  başka neden, İmam’ı Azamın nakledilen hadisler konusunda, ÇO FAZLA TİTİZ DAVRANMASIDIR. Çünkü İmam-ı Azam, GELECEKTE MÜSLÜMAN TOPLUMUN, ALLAH’IN EMRETTİĞİ KUR’AN MÜSLÜMANLIĞINDAN SAPARAK, HADİS MÜSLÜMANLIĞI YARATMASINDAN KORKUYORDU. KORKTUĞUDA NE YAZIK Kİ BAŞIMIZA GELDİ.

DEĞERLİ KARDEŞLERİM. BİZLER İSLAM DİNİNİ YAŞARKEN, KUR’AN’IN YANINA KOYDUĞUMUZ VE ONSUZ KUR’AN’I ANLAYAMAYACAĞIMZI İDDİA ETTİĞİMİZ HADİSLERİN, HANGİ KAYNAKLARDAN VE HANGİ DÜŞÜNCELER IŞIĞINDA GELDİĞİNİ, GÖRDÜNÜZ. BU KAYNAKLARI BİZLER, HİÇ ŞÜPHE DUYMADAN KABUL EDER VE İNANIRSAK, SİZCE BİZLER ALLAH’IN VE RESULÜNÜN YOLUNDA GİDİYORUZ DİYEBİLİR MİYİZ? YOKSA ALLAH’A VE RESULÜNE İFTİRA ATANLARIN SAFINDA MI OLURUZ, NE DERSİNİZ?

Karar sizin, imtihan sizin imtihanınız. Aklını zerre kadar kullanarak iman eden bir Müslüman, Allah’ın en doğru yolunu bulacaktır. Kur’an’ı yeterli görmeyip, rivayetlere Kur'an'ın onayını almadan hiç şüphe duymadan inananlar şunu çok iyi bilmelidir ki, Kitap Ehlide aynı yanlışı yaptıkları için Allah tarafından cezalandırıldılar ve en son olarak yol gösterici Rehber Kur’an, Resulü tarafından bizlere tebliğ edildi. HATIRLATIRIM ALLAH’IN APAÇIK EMRİ, YALNIZ KUR’AN’A SARILMAKTIR. ÇÜNKÜ ALLAH HÜKMÜNÜ VERMİŞ VE SİZLERİ KUR’AN’DAN HESABA ÇEKECEĞİM DEMİŞTİR. Kime ya da kimlere inanacağınız, size kalmış.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 
  • 0 Oy - 0 Ortalama
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
 1 Ziyaretçi
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
 1 Ziyaretçi
Benzer Konular...
Cevaplar: 6
Gösterim: 5,565
16-02-2015:10:14
Son Mesaj tarafından halukgta