HOLLANDALI GURBETÇİLER / HOLLANDALI TÜRKLER NL « DİĞER İŞLEMLER Hollanda'da Yanlış Tedavi dolayısı ile Açılan Tazminat Davaları:

Hollanda'da Yanlış Tedavi dolayısı ile Açılan Tazminat Davaları:

Hollanda'da Yanlış Tedavi dolayısı ile Açılan Tazminat Davaları:

 
  • 0 Oy - 0 Ortalama
 
Sahin
Forum Kurucusu
857
09-04-2015:13:08
#1
Hollanda'da Yanlış Tedavi dolayısı ile, Hastane ve Doktora Karşı Açılan Tazminat Davaları:


Hollanda'da Hatalı tıbbi tedavi;


Hekim hatası veya kullanılan teknik ekipmandan kaynaklanan hata dolayısı ile ortaya çıkan zararlı sonuçlardır. Burada önemli olan malpraktis (Hekimliğin kotu uygulanması) ile komplikasyon(Hukukun izin verdiği Risk) arasındaki faktır. 


Hollanda'da Doktora ve Hastaneye Karşı Açılan Davalar; 


Burada yer alan bilgiler çok temel ve yeterli olmasa da, en azından vatandaşlarımızın bu sayede gerek hasta ve gerekse hekim ve hastanelerin tıbbi hatadan doğan tazminat davaları hakkında bilgi sahibi olabilmelerine naçizane bir katkı da bulunulmuş olacağız. Hukuk sistemimizde doktorların hukuki sorumlulukları bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle doktorun tıbbi faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan zararlar, kural olarak kusur sorumluluğuna göre değerlendirilir.


Birçoğu ağır şartlar altında çalışan hekimlerimizin ( doktorlarımızın ) tüm eğitim ve donanımlarına ve iyi niyetlerine rağmen; hastalarına yanlış teşhis, yanlış tedavi uygulama, hatalı cerrahi müdahale, yanlış ilaç yazma vb. sebeplerden zarar verdiğini, hastaların yaralanmalarına, sakat kalmalarına ve hatta bazen ölmelerine neden olduklarını maalesef görmekteyiz. Mahkemelerin verdiği tazminatların eskiye oranla daha yüksek olmaya başlaması, davalarda hastanelerin ve hekimlerin sorumluluğunun eskiye oranla daha sık kabul görüyor olması, tıbbi hatalar nedeni ile açılan davaların artmasına yol açmıştır.
Yapılacak her tıbbi müdahale ve tedavilerin bir takım riskler taşır. Doktorun tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya uyguladığı yanlış tedavi nedeniyle zarar doğabilmektedir. Hatalı tıbbi tedavi; hekim hatası veya kullanılan teknik aletlerden kaynaklanabilir.
 
Hollanda'da Hatalı tıbbi tedavi aşağıdaki hallerde görülür:
Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi
Hastaya bilerek isteyerek zarar vermesi
Tedavi sözleşmesine aykırı davranışta bulunması
Yasaların kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı hareket etmesi
Tıbbi aletlerin ve teknik ekipmanın yanlış kullanılmasından kaynaklanan zararlar.
Özellikle komplikasyon sayılmayan malpraktis olarak kabul edilen durumlar
Yanlış ve gereği gibi muayene edilmemesi sonucu hastanın zarar görmesi
Hekimin meslek ve sanatta acemiliği
Hasta ile hekim arasındaki sözleşmeye aykırı davranışta bulunmak
Hastaya kasten zarar verilmesi
Yanlış ve gereği gibi muayene edilmemesi sonucu hastanın zarar görmesi
Muayene ve tedavi esnasında tıbbi aletlerin ve teknik ekipmanın yanlış kullanılmasından kaynaklanan zararlar.
Hasta bakımından vücut bütünlüğünü tehlikeye düşürücü bir zararın varlığı durumunda, uygulanan tedavi metodu ile zarar açısından illiyet bağı mahkeme safhasında araştırılmalı, gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi incelemesi yapılmalı, mevcut deliller doğru değerlendirmeli ve yorumlanmalı, zarara sebebiyet veren tıbbi bir müdahalenin varlığı ya da noksanlığı araştırılmalıdır. Hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkması durumunda her somut olay bakımından değerlendirme farklılık arz edebileceğinden bu husus açısından avukata büyük sorumluluk düşmektedir.


Hollanda’da doktorların hukuki sorumlulukları esas alan özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle doktorun tıbbi faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan zararlar, kural olarak kusur sorumluluğuna göre değerlendirilir. Doktor ve hasta arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme var ise, doktorun hukuki sorumluluğu Borçlar Kanunu ve devamı maddelerine göre:
Doktor ve hasta arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme yok ise, doktorum hukuki sorumluluğu Borçlar Kanunu 41 ve devamı maddelerine göre belirlenecektir.


Hollanda'da Doktorun Sözleşmeden Kaynaklanan Sorumluluğu
Doktor ve hasta hukuki sorumluluk aralarındaki sözleşme hükümlerine göre belirlenir.
Doktorun sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu, doktorun, bu sözleşmeden kaynaklanan görevlerini hiç yerine getirmemesi veya gereği gibi yerine getirmemesi neticesinde, hastanın uğradığı zararın tazmini şeklinde olacaktır.
Bunun için;
Doktor ve Hasta arasında bir sözleşme yapılmış olmalıdır.
Bu sözleşme yazılı bir sözleşme olabileceği gibi, örtülü bir sözleşme de olabilir.
- Yapılan Sözleşmenin İhlal Edilmiş Olması Gereklidir.
Doktor ve Hasta arasında yapılmış olan sözleşmenin Borçlar kanunu 96. maddesine göre hiç veya gereği gibi ifa edilmemiş; olması gerekir.
- Zarar Meydana gelmelidir
Doktorun sorumluluğunun doğmasının en önemli şartı, zararın meydana gelmiş olmasıdır. Zarar maddi ve Manevi olabilir.
Meydana Gelen Zarar Doktorun Kusuru İle Oluşmuş Olmalıdır.
Borçlar Kanunu 96. maddesine göre doktorun sorumlu tutulabilmesi için sorumluluklarını bilerek veya ihmalden yerine getirmemiş olması gereklidir.
- İlliyet Bağı
Meydana gelen zarar, Doktorun görevini yerine getirmemesi neticesi doğmuş olmalıdır.
 
Doktorun Sözleşme Dışı Sorumluluğu İçin Gereken Şartlar:


1- Fiil
Doktorun hastaya karşı sözleşme dışı sorumluluğu doğması için, ilk olarak hastaya karşı bir davranışta bulunmuş olması gereklidir. Bu davranış icra (müdahale) veya ihmali (kaçınma) şeklinde olabilir.


2- Hukuka Aykırılık
Doktorun hastaya karşı sözleşme dışı sorumluluğunun doğması için, hastada maddi veya manevi bir zararın oluşması gereklidir.


4- Doktorun Kusuru
Borçlar kanununa göre, doktorun hastaya karşı hukuki fiilinden dolayı sorumlu olması için, kusurlu hareket etmiş olması gereklidir. Fakat adam çalıştıranın sorumluluğu söz konusu olduğunda doktor kusurlu olmasa da sorumlu olacaktır.


5- İlliyet Bağır
Meydana gelen zarar, Doktorun görevini yerine getirmemesi neticesi doğmuş olmalıdır.


Doktor Müdahalesi bakımından Hukuka uygunluk Halleri :
Hekim müdahalede bulunacağı hastanın mutlaka rızasını almalıdır. Rızanın geçerli olabilmesi için ise kişinin. Operasyon, girişim, bunların yan etkileri, olası komplikasyonlar, kullanılacak ilaçlar ve bunların yan etkileri ile ilgili bilgilendirildikten sonra rızası alınmalıdır. Hasta aydınlatılmadan alınan rızalar geçersizdir. Bu kanuna göre rıza ile ilgili kısımda belirtilmiş basit müdahaleler de hastanın hekime başvurmasıyla rıza gösterdiği kabul edilmiştir. Ancak büyük cerrahi girişimlerde yazılı rıza şartı zorunludur.
 
 
Hollanda'da İş Kazalarından Doğan Sorumluluklar Nelerdir?


İŞ KAZASI SONUCU TAZMİNATLAR :


İş kazaları sonucu SSK Mevzuatı kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumunca yapılan yardımlar ile Bireysel İş Hukuku kapsamında işverenden istenebilecek maddi ve manevi tazminatların boyutları ve doğuracağı sonuçları özet olarak aşağıda belirtilmiştir.
 
İş kazası sonucunda işverenler, hukuksal boyutu değişik olan 3 türlü dava ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Bunlar kazaya uğrayan işçinin açabileceği maddi ve manevi tazminat davaları ile Sosyal Sigortalar Kurumunun kaza geçiren işçiye yaptığı yardımları işverenden geri alma (rücu) davalarıdır.
 
Özel Hukuk kapsamında Borçlar Yasasının maddelerine göre; işveren, işletme tehlikelerine karşı gereken önlemleri almak ve işçilere sağlığa uygun çalışma yeri sağlamak zorundadır. İşverenin hizmet akdi (iş sözleşmesi) nedeniyle işçiyi gözetme borcu bulunmaktadır. Kamu Hukuku kapsamında; işverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdürler. İş Yasasının aynı maddesinin ikinci paragrafına göre de; işverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yine işverenler iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için, İş Yasasının 78. maddesine göre çıkarılmış olan tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen şartları yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyerek işçiyi gözetme borcuna aykırı davranan işverenler kamu hukuku gereği özel hukuk hükümlerinden ayrı olarak idari yaptırımlarla da karşı karşıya kalırlar. İdari yaptırımlar; işin durdurulması, işyerinin kapatılması yada para cezası şeklinde olabilmektedir. Ayrıca, ölümlü iş kazalarında HCY (Hollanda Ceza Yasasının) çeşitli maddelerine göre; tedbirsizlik veya dikkatsizlikle ölüme neden olmak suçlamasıyla hapis cezaları istenebilmektedir.
Bireysel İş Hukuku (Özel Hukuk) hükümlerine göre iş kazası sonucu işverenlerin karşı karşıya kalabileceği tazminat davaları ise üç başlık altında aşağıda özetlenmiştir.


RÜCU (GERİ ALMA) TAZMİNATI
Sosyal Sigortalar Kurumunun iş kazası sonucu sigortalıya (işçiye) yaptığı yardımlar tutarı için rücu tazminat davası açma hakkı vardır. Rücu tazminat davası, daha önce SSK (Sosyal Sigortalar Kurumu) tarafından karşılanmış olan zararlar tutarının Sosyal Sigortalar Yasasının maddelerine göre, kusurlu işverene veya üçüncü kişilere ödettirilmesi amacıyla açılır.
 
İş kazası sonucunda zarar gören işçiye SSK her türlü sağlık yardımını yapar. Bu kapsamda kazaya uğrayan işçinin tedavi için başka kente yada ülkeye gitmesi gerekiyorsa yol parası, ilişme takılması gerekiyorsa bunun bedeli ile tedavi ve rehabilitasyon süresince geçici iş göremezlik ödenekleri SSK'ca ödenir. Ayrıca, kısmi ve tam iş göremezlik durumlarında kazaya uğrayan işçiye ve ölümü halinde hak sahiplerine gelir bağlanmaktadır. SSK'ca işçiye veya hak sahibi kişilere yapılan ve ilerde yapılması gereken her türlü giderin tutarı ile gelir bağlanması durumunda bu gelirin hesap edilecek peşin sermaye değeri tutarı, işveren veya üçüncü kişilere, bu kişilerin işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümlerine aykırı olan eylemlerinin kusur derecesi ağırlığında, Borçlar Yasası hükümlerine göre rücu edilir.
 
Sosyal Sigortalar Yasasına göre; sigortalı çalıştırılmaya başlandığının veya yeniden işe alınan sigortalıların süresi içinde Kuruma bildirilmemesi durumunda, bildirgenin sonradan verildiği veya işçi çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında kazaya uğrayan ve meslek hastalığına yakalanan işçinin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Ancak, bu durumda, SSK'ca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarı ile gelir bağlanması durumunda hesap edilecek sermaye değeri tutarı, sorumluluk ve kusur durumu aranmaksızın işverene ödettirilir.


MANEVİ TAZMİNAT
İş kazası sonucu cismani zarara uğrayan işçinin veya ölümlü iş kazalarında işçinin ailesinin çektiği acı, elem ve ıstıraplar için hakim takdiri ile manevi tazminat tutarı belirlenir ve işverene ödettirilir. Manevi tazminatta bir hesaplama yöntemi bulunmayıp, iş kazasının neden olduğu zararın büyüklüğüne göre tamamen hakimin takdir ettiği bir tutar söz konusudur. İş kazasına uğrayan, bunun sunucunda zarar gören, acı ve sıkıntı çeken işçi yada ölüm olayı durumunda kazaya uğrayan işçinin ailesi karşı karşıya kaldığı üzüntünün karşılığı olarak işverene manevi tazminat davası açabilmekte ve hakimin takdir ettiği manevi tazminat tutarı işveren tarafından ödenmektedir.
 
MADDİ TAZMİNAT
Borçlar Yasasının maddelerine göre; cismani zarara uğrayan kimsenin, iş göremezlik ölçüsünde çalışmasının aksayacağı ve bu nedenle maruz kalacağı zarar ve ziyanın, kendisini çalıştırandan talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda, meslekte kazanma gücünü az veya çok kaybeden bir işçinin kaybı ile ilgili gerçek zararını, kendisinin olayda tam kusurlu olması durumu dışında, işverenden talep etme hakkı bulunmaktadır. Meslekte kazanma gücü kayıp oranı ne olursa olsun, bu kayıp karşılığı olan zarar ve ziyanın işverenden talep edilmesi mümkündür. Çünkü Sosyal Sigortalar Kurumu yardımları ile kazaya uğrayan işçinin tüm zararı ve kaybı karşılanamamaktadır. İş kazasına uğrayan işçinin işverenden isteyebileceği maddi tazminat ise iki şekilde olabilir.
 
İş göremezlik Tazminatı
Meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı durumlarında, meslekte kazanma gücü kayıp oranı % 10 ve daha fazla ise, SSK tarafından sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır. Ancak bu gelir sigortalının gerçek zararına uygun düşmemektedir. SSK tarafından bağlanacak olan sürekli iş göremezlik geliri, yıllık kazancının % 70'inin iş göremezlik miktarıyla orantılı kısmından ibarettir. Tam iş göremezlik durumunda bu gelir, işçinin yıllık kazancının % 70'ine eşittir. Oysa işçinin tam iş göremezlikteki gerçek kaybı kazancının tamamı, yani, % 100'dür. Ayrıca, iş göremezlik derecesi % 10'dan aşağı olan durumlarda da işçinin cismani zararı olduğu halde, SSK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanmamaktadır. SSK tarafından bağlanan gelir, gerçek zararın bir karşılığı olmayıp, bir sosyal güvenlik geliri niteliğindedir. Bu nedenle iş kazası nedeniyle iş görme gücünde azalma olan veya iş göremez duruma düşen işçi, iş göremezlik tazminat davası açarak, SSK tarafından karşılanmayan zararını işverenden isteyebilir.
 
Destekten Yoksunluk Tazminatı
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meydana gelen ölümlerde ise, ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler tarafından işveren aleyhine destekten yoksunluk tazminat davası açılabilir. Bu kişiler tarafından işverenden tazminat talep edilebilmesi için, Borçlar Yasasının maddelerine göre, hayatta iken destek durumunda olan işçinin ölümü ile yardım gören kişilerin para ile ölçülebilecek bir zarara uğramış olmaları gerekmektedir. Bu konudaki Yargıtay kararlarına göre; ölen kişinin destek sayılabilmesi için, destek olduğu kişilere düzenli olarak yardımda bulunmuş olması gerekmektedir. Ölen ile destekten yoksun kalanlar arasında, miras ilişkisi veya nafaka yükümlüğü gibi durumun bulunması şart değildir.
 
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı, destekten yoksun kalanlarla ölenin yaşayabilecekleri olası süreler içerisinde, ölenin çalışıp kazanabileceği süredeki kazancı tutarından destekten yoksun kalanlara ilerde yapabileceği yardım tutarının peşin ve toptan ödenmesinden ibarettir. Bu tutarın hesaplanmasında çeşitli veri ve kriterler kullanılmaktadır. Net yıllık kazanç üzerinden destekten yoksunluk tazminatı tutarının hesaplanması gerekmektedir. İş kazası sonucu ölen işçinin yıllık geliri hesaplandıktan sonra, bu gelirin % 30'u ölenin kişisel gideri olarak kabul edilmekte ve geri kalan miktar destekten yoksun kalanlara dağıtılmaktadır. Destekten yoksunluk tazminatına hükmedilirken, ölümü meydana getiren iş kazası veya meslek hastalığı oluşumunda ölenin kastı veya kusuru mevcut ise, bu kusur, tespit edilen tazminatın miktarından indirilebilmektedir.
 
SONUÇ
İş kazalarının çekilen acı ve sıkıntıların yanı sıra işçi, işveren, işletme ve ülke ekonomisine büyük maliyetleri bulunmaktadır. Hollanda’da iş kazaları önemli bir sorun olarak gündemdeki yerini korumakta olup, her yıl yüz binlerce iş kazası oluşmakta ve bunun sonucunda binlerce ölüm ve yaralanma ile büyük maddi kayıplar meydana gelmektedir. Bu nedenle iş kazalarının oluşmasını önleyecek güvenlik önlemlerinin alınmasına her zaman öncelik verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, önlemek ödemekten daha ucuz ve insancıl bir davranıştır. Günümüzdeki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yarattığı olanaklar kullanılarak işyerlerindeki tehlike ve risklerin giderilmesi, sağlıklı ve güvenli işyerleri oluşturularak iş kazalarının önlenmesi mümkündür.
 
 
 
 
 
Hollanda'da Ölümlü ve Yaralanmalı Bisiklet Kazalarında Tazminat Haklarınız;
Hollanda'da Bisiklet Kazalarında Kimler maddi ve manevi tazminat davası açabilir:
Bu hususta ikili bir ayrım söz konusudur. Eğer Bisiklet kazası mağduru hayatta ise bizzat kendisi maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Eğer mağdur vefat etmiş ise onun vefatı ile maddi ve manevi zarar gören yakınları, annesi, babası, eşi, çocukları, kardeşleri, nişanlısı, bakım ve desteği altındaki kişiler maddi ve manevi zararların tazmini için dava açma hakkına sahiptir. Mağdur ölmeden evvel tazminat davası açtıysa yine bu kişiler davaya devam edebilirler.
 
Hollanda'da Bisiklet kazasında maddi ve manevi tazminat davası kime karşı açılır:
Kazada doğan zararların kazada kusuru olan karşı taraftan talep etmek akla ilk gelen çözüm olacaksa da kusurun karşı tarafta olmaması, karşı tarafın zararı karşılayacak ekonomik durumu olmaması ya da vefat etmesi durumunda mirasçısının da bulunmaması gibi çoğu zaman karşılaşılan durumlarda başvurulacak yer sigorta şirketleridir.
Zira ölümlü veya bir uzvun yitirilmesi sonucunu doğuran Bisiklet kazalarında tazminat miktarı yüksek olabileceği için karşı tarafın bunu karşılaması çok zor olabilir. Bu sebeple sigorta şirketine karşı açılacak dava en isabetli sonuçları doğurabilir. Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir.” Hükmünü içermektedir.
Davanın açılacağı sigorta şirketi kazaya sebebiyet verenin Bisiklet veya kasko poliçesini hazırlayan sigorta şirketi olabilir. Bu sigorta şirketleri bir birinden farklı şirketler ise her ikisine birlikten dava açılması da mümkündür.
 
Hollanda'da Bisiklet Kazasına sebebiyet verenin (zorunlu mali sorumluluk sigortası) Bisiklet sigortası bulunmuyorsa ne yapılabilir :
Zorunlu Mali sorumluluk sigortası(Bisiklet sigortası), sigorta ettirenin, üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. İşletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortasını yapmaları zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan araçların trafiğe çıkması yasaktır.
Buna rağmen uygulamada birçok araç kaçak olarak Bisiklet sigortası bulunamadan trafiğe çıkmakta ve kazalara karışmaktadır. Kanun koyucu yasak olmasına rağmen Bisiklette seyreden bu araçların verdiği zararlardan dolayı üçüncü kişilerin zarar görmesi durumunda mağdur olmasını engellemek amacıyla güvence hesabını kurmuştur. Böylelikle kazaya sebebiyet veren tarafın Bisiklet sigortası bulunmasa dahi güvence hesabından söz konusu kayıplarının tazminini talep edebilir.
 
Hollanda'da Bisiklet kazalarında maddi manevi tazminat açma süresi ve zaman aşımı süresi nedir:
Maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için kanunda belirlenen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. Eğer tazminat davası açmaya yetkili olan kişi zararı veya faili öğrenmedi ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren her halükarda 5 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Bu süreler zararı verene karşı açılacak davanın süresidir. Eğer dava sigorta şirketine karşı açılacak ise bu süre 5 yıldır.
Eğer Bisiklet kazası sonucu ortaya çıkan durum bir cezayı ve ceza davasının gerektirir bir durum ise ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresini uygulanacağından zaman aşımı süresi daha fazla uzayacaktır.
 
Hollanda'da Kazaya sebebiyet veren kusurlu aracın şoförü yada yolcular tazminat davası açabilir mi ?
Burada yolcuların araç şoförüne veya araç sahibine dava açma hakları pek tabidir ancak ailevi nedenler duygusal nedenler gibi pek çok durumda araç şoförüne dava açılmak istenmemektedir. Peki, böyle bir durumda sigorta şirketine karşı dava açılabilecek midir? Burada karşımıza iki tip sigorta poliçesi çıkmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Bisiklet sigortası) ve İhtiyari mali sorumluluk sigortası (kasko).
Zorunlu Mali sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, üçüncü kişilere verdiği onun karşılamak üzere oluşturulmuş bir sigorta türüdür dolayısıyla araçta bulunan kazaya sebebiyet veren şoför hariç yolcularda üçüncü kişi olacağından sigorta şirketine dava açabilirler. Aracın şoförü ise şartları varsa kasko sigortası bulunuyorsa bu şirkete dava açabilir. Eğer şoför veya yolcular öldülerse mirasçıları da bu davayı açabilecektir.
 
Hollanda'da Maddi manevi tazminat kapsamı ve miktarı nasıl belirlenir:
Bisiklet kazası sonucunda ölüm olayı gerçekleşmişse; Mirasçıları, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarından destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masraflarını talep edebileceği gibi, ölenin, ölümü nedeniyle duydukları elem, acı ve üzüntü nedeniyle manevi tazminatta talep edebilirler.
Yaralanma meydana geldiyse; Meydana gelen iş ve güç kaybı nedeniyle iş ve güçten yoksun kalınan gün boyunca, çalışamadığı ve kazançtan yoksun kaldığı için, çalışamayıp yoksun kaldığı kaybı, tedavi görmüşse tedavi masraflarını isteyebilecektir. Aynı şekilde manevi tazminat talebinde de bulunabilecektir.
Sakatlık oluştuysa; Kişi sakatlık oranına göre meydana gelecek iş ve güç kaybına göre zararını talep edebilecek, tedavi masraflarını isteyebilecek ve manevi tazminata hak kazanabilecektir. Ayrıca, araçlara veya eşyalara verilen zararların karşılanmasını istenebilecektir.
Tazminatın hesaplanmasında davacının ekonomik durumu ve uğramış olduğu zararların tam olarak tespiti çok önemlidir. Bu hesaplama sırasında hasarlar delilleriyle tam olarak ispat edilemez ise askeri ücret üzerinden zararın hesaplanması ve daha düşük tazminat miktarları söz konusu olacaktır. Özellikle manevi tazminat soyut bir kavram olduğundan kazazedenin uğramış olduğu zararların net ve çok iyi bir şekilde, delilleriyle birlikte tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Bu hususta profesyonel avukatlardan/ eksperlerden yardım almanın önemi özellikle tazminatın miktarının doğru ve tatmin edici olması yönünden önemlidir.

ÖM ile soru cevaplamiyoruz! Forum'a yazın cevaplardan herkes yararlansın!
Sahin
09-04-2015:13:08 #1

Hollanda'da Yanlış Tedavi dolayısı ile, Hastane ve Doktora Karşı Açılan Tazminat Davaları:


Hollanda'da Hatalı tıbbi tedavi;


Hekim hatası veya kullanılan teknik ekipmandan kaynaklanan hata dolayısı ile ortaya çıkan zararlı sonuçlardır. Burada önemli olan malpraktis (Hekimliğin kotu uygulanması) ile komplikasyon(Hukukun izin verdiği Risk) arasındaki faktır. 


Hollanda'da Doktora ve Hastaneye Karşı Açılan Davalar; 


Burada yer alan bilgiler çok temel ve yeterli olmasa da, en azından vatandaşlarımızın bu sayede gerek hasta ve gerekse hekim ve hastanelerin tıbbi hatadan doğan tazminat davaları hakkında bilgi sahibi olabilmelerine naçizane bir katkı da bulunulmuş olacağız. Hukuk sistemimizde doktorların hukuki sorumlulukları bir kusur sorumluluğudur. Bu nedenle doktorun tıbbi faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan zararlar, kural olarak kusur sorumluluğuna göre değerlendirilir.


Birçoğu ağır şartlar altında çalışan hekimlerimizin ( doktorlarımızın ) tüm eğitim ve donanımlarına ve iyi niyetlerine rağmen; hastalarına yanlış teşhis, yanlış tedavi uygulama, hatalı cerrahi müdahale, yanlış ilaç yazma vb. sebeplerden zarar verdiğini, hastaların yaralanmalarına, sakat kalmalarına ve hatta bazen ölmelerine neden olduklarını maalesef görmekteyiz. Mahkemelerin verdiği tazminatların eskiye oranla daha yüksek olmaya başlaması, davalarda hastanelerin ve hekimlerin sorumluluğunun eskiye oranla daha sık kabul görüyor olması, tıbbi hatalar nedeni ile açılan davaların artmasına yol açmıştır.
Yapılacak her tıbbi müdahale ve tedavilerin bir takım riskler taşır. Doktorun tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya uyguladığı yanlış tedavi nedeniyle zarar doğabilmektedir. Hatalı tıbbi tedavi; hekim hatası veya kullanılan teknik aletlerden kaynaklanabilir.
 
Hollanda'da Hatalı tıbbi tedavi aşağıdaki hallerde görülür:
Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi
Hastaya bilerek isteyerek zarar vermesi
Tedavi sözleşmesine aykırı davranışta bulunması
Yasaların kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı hareket etmesi
Tıbbi aletlerin ve teknik ekipmanın yanlış kullanılmasından kaynaklanan zararlar.
Özellikle komplikasyon sayılmayan malpraktis olarak kabul edilen durumlar
Yanlış ve gereği gibi muayene edilmemesi sonucu hastanın zarar görmesi
Hekimin meslek ve sanatta acemiliği
Hasta ile hekim arasındaki sözleşmeye aykırı davranışta bulunmak
Hastaya kasten zarar verilmesi
Yanlış ve gereği gibi muayene edilmemesi sonucu hastanın zarar görmesi
Muayene ve tedavi esnasında tıbbi aletlerin ve teknik ekipmanın yanlış kullanılmasından kaynaklanan zararlar.
Hasta bakımından vücut bütünlüğünü tehlikeye düşürücü bir zararın varlığı durumunda, uygulanan tedavi metodu ile zarar açısından illiyet bağı mahkeme safhasında araştırılmalı, gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi incelemesi yapılmalı, mevcut deliller doğru değerlendirmeli ve yorumlanmalı, zarara sebebiyet veren tıbbi bir müdahalenin varlığı ya da noksanlığı araştırılmalıdır. Hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkması durumunda her somut olay bakımından değerlendirme farklılık arz edebileceğinden bu husus açısından avukata büyük sorumluluk düşmektedir.


Hollanda’da doktorların hukuki sorumlulukları esas alan özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle doktorun tıbbi faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan zararlar, kural olarak kusur sorumluluğuna göre değerlendirilir. Doktor ve hasta arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme var ise, doktorun hukuki sorumluluğu Borçlar Kanunu ve devamı maddelerine göre:
Doktor ve hasta arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme yok ise, doktorum hukuki sorumluluğu Borçlar Kanunu 41 ve devamı maddelerine göre belirlenecektir.


Hollanda'da Doktorun Sözleşmeden Kaynaklanan Sorumluluğu
Doktor ve hasta hukuki sorumluluk aralarındaki sözleşme hükümlerine göre belirlenir.
Doktorun sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğu, doktorun, bu sözleşmeden kaynaklanan görevlerini hiç yerine getirmemesi veya gereği gibi yerine getirmemesi neticesinde, hastanın uğradığı zararın tazmini şeklinde olacaktır.
Bunun için;
Doktor ve Hasta arasında bir sözleşme yapılmış olmalıdır.
Bu sözleşme yazılı bir sözleşme olabileceği gibi, örtülü bir sözleşme de olabilir.
- Yapılan Sözleşmenin İhlal Edilmiş Olması Gereklidir.
Doktor ve Hasta arasında yapılmış olan sözleşmenin Borçlar kanunu 96. maddesine göre hiç veya gereği gibi ifa edilmemiş; olması gerekir.
- Zarar Meydana gelmelidir
Doktorun sorumluluğunun doğmasının en önemli şartı, zararın meydana gelmiş olmasıdır. Zarar maddi ve Manevi olabilir.
Meydana Gelen Zarar Doktorun Kusuru İle Oluşmuş Olmalıdır.
Borçlar Kanunu 96. maddesine göre doktorun sorumlu tutulabilmesi için sorumluluklarını bilerek veya ihmalden yerine getirmemiş olması gereklidir.
- İlliyet Bağı
Meydana gelen zarar, Doktorun görevini yerine getirmemesi neticesi doğmuş olmalıdır.
 
Doktorun Sözleşme Dışı Sorumluluğu İçin Gereken Şartlar:


1- Fiil
Doktorun hastaya karşı sözleşme dışı sorumluluğu doğması için, ilk olarak hastaya karşı bir davranışta bulunmuş olması gereklidir. Bu davranış icra (müdahale) veya ihmali (kaçınma) şeklinde olabilir.


2- Hukuka Aykırılık
Doktorun hastaya karşı sözleşme dışı sorumluluğunun doğması için, hastada maddi veya manevi bir zararın oluşması gereklidir.


4- Doktorun Kusuru
Borçlar kanununa göre, doktorun hastaya karşı hukuki fiilinden dolayı sorumlu olması için, kusurlu hareket etmiş olması gereklidir. Fakat adam çalıştıranın sorumluluğu söz konusu olduğunda doktor kusurlu olmasa da sorumlu olacaktır.


5- İlliyet Bağır
Meydana gelen zarar, Doktorun görevini yerine getirmemesi neticesi doğmuş olmalıdır.


Doktor Müdahalesi bakımından Hukuka uygunluk Halleri :
Hekim müdahalede bulunacağı hastanın mutlaka rızasını almalıdır. Rızanın geçerli olabilmesi için ise kişinin. Operasyon, girişim, bunların yan etkileri, olası komplikasyonlar, kullanılacak ilaçlar ve bunların yan etkileri ile ilgili bilgilendirildikten sonra rızası alınmalıdır. Hasta aydınlatılmadan alınan rızalar geçersizdir. Bu kanuna göre rıza ile ilgili kısımda belirtilmiş basit müdahaleler de hastanın hekime başvurmasıyla rıza gösterdiği kabul edilmiştir. Ancak büyük cerrahi girişimlerde yazılı rıza şartı zorunludur.
 
 
Hollanda'da İş Kazalarından Doğan Sorumluluklar Nelerdir?


İŞ KAZASI SONUCU TAZMİNATLAR :


İş kazaları sonucu SSK Mevzuatı kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumunca yapılan yardımlar ile Bireysel İş Hukuku kapsamında işverenden istenebilecek maddi ve manevi tazminatların boyutları ve doğuracağı sonuçları özet olarak aşağıda belirtilmiştir.
 
İş kazası sonucunda işverenler, hukuksal boyutu değişik olan 3 türlü dava ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Bunlar kazaya uğrayan işçinin açabileceği maddi ve manevi tazminat davaları ile Sosyal Sigortalar Kurumunun kaza geçiren işçiye yaptığı yardımları işverenden geri alma (rücu) davalarıdır.
 
Özel Hukuk kapsamında Borçlar Yasasının maddelerine göre; işveren, işletme tehlikelerine karşı gereken önlemleri almak ve işçilere sağlığa uygun çalışma yeri sağlamak zorundadır. İşverenin hizmet akdi (iş sözleşmesi) nedeniyle işçiyi gözetme borcu bulunmaktadır. Kamu Hukuku kapsamında; işverenler iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdürler. İş Yasasının aynı maddesinin ikinci paragrafına göre de; işverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yine işverenler iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için, İş Yasasının 78. maddesine göre çıkarılmış olan tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen şartları yerine getirmekle yükümlüdürler. Bu yükümlülükleri yerine getirmeyerek işçiyi gözetme borcuna aykırı davranan işverenler kamu hukuku gereği özel hukuk hükümlerinden ayrı olarak idari yaptırımlarla da karşı karşıya kalırlar. İdari yaptırımlar; işin durdurulması, işyerinin kapatılması yada para cezası şeklinde olabilmektedir. Ayrıca, ölümlü iş kazalarında HCY (Hollanda Ceza Yasasının) çeşitli maddelerine göre; tedbirsizlik veya dikkatsizlikle ölüme neden olmak suçlamasıyla hapis cezaları istenebilmektedir.
Bireysel İş Hukuku (Özel Hukuk) hükümlerine göre iş kazası sonucu işverenlerin karşı karşıya kalabileceği tazminat davaları ise üç başlık altında aşağıda özetlenmiştir.


RÜCU (GERİ ALMA) TAZMİNATI
Sosyal Sigortalar Kurumunun iş kazası sonucu sigortalıya (işçiye) yaptığı yardımlar tutarı için rücu tazminat davası açma hakkı vardır. Rücu tazminat davası, daha önce SSK (Sosyal Sigortalar Kurumu) tarafından karşılanmış olan zararlar tutarının Sosyal Sigortalar Yasasının maddelerine göre, kusurlu işverene veya üçüncü kişilere ödettirilmesi amacıyla açılır.
 
İş kazası sonucunda zarar gören işçiye SSK her türlü sağlık yardımını yapar. Bu kapsamda kazaya uğrayan işçinin tedavi için başka kente yada ülkeye gitmesi gerekiyorsa yol parası, ilişme takılması gerekiyorsa bunun bedeli ile tedavi ve rehabilitasyon süresince geçici iş göremezlik ödenekleri SSK'ca ödenir. Ayrıca, kısmi ve tam iş göremezlik durumlarında kazaya uğrayan işçiye ve ölümü halinde hak sahiplerine gelir bağlanmaktadır. SSK'ca işçiye veya hak sahibi kişilere yapılan ve ilerde yapılması gereken her türlü giderin tutarı ile gelir bağlanması durumunda bu gelirin hesap edilecek peşin sermaye değeri tutarı, işveren veya üçüncü kişilere, bu kişilerin işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümlerine aykırı olan eylemlerinin kusur derecesi ağırlığında, Borçlar Yasası hükümlerine göre rücu edilir.
 
Sosyal Sigortalar Yasasına göre; sigortalı çalıştırılmaya başlandığının veya yeniden işe alınan sigortalıların süresi içinde Kuruma bildirilmemesi durumunda, bildirgenin sonradan verildiği veya işçi çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında kazaya uğrayan ve meslek hastalığına yakalanan işçinin sigorta yardımları Kurumca sağlanır. Ancak, bu durumda, SSK'ca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarı ile gelir bağlanması durumunda hesap edilecek sermaye değeri tutarı, sorumluluk ve kusur durumu aranmaksızın işverene ödettirilir.


MANEVİ TAZMİNAT
İş kazası sonucu cismani zarara uğrayan işçinin veya ölümlü iş kazalarında işçinin ailesinin çektiği acı, elem ve ıstıraplar için hakim takdiri ile manevi tazminat tutarı belirlenir ve işverene ödettirilir. Manevi tazminatta bir hesaplama yöntemi bulunmayıp, iş kazasının neden olduğu zararın büyüklüğüne göre tamamen hakimin takdir ettiği bir tutar söz konusudur. İş kazasına uğrayan, bunun sunucunda zarar gören, acı ve sıkıntı çeken işçi yada ölüm olayı durumunda kazaya uğrayan işçinin ailesi karşı karşıya kaldığı üzüntünün karşılığı olarak işverene manevi tazminat davası açabilmekte ve hakimin takdir ettiği manevi tazminat tutarı işveren tarafından ödenmektedir.
 
MADDİ TAZMİNAT
Borçlar Yasasının maddelerine göre; cismani zarara uğrayan kimsenin, iş göremezlik ölçüsünde çalışmasının aksayacağı ve bu nedenle maruz kalacağı zarar ve ziyanın, kendisini çalıştırandan talep edebileceği hükme bağlanmıştır. Meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda, meslekte kazanma gücünü az veya çok kaybeden bir işçinin kaybı ile ilgili gerçek zararını, kendisinin olayda tam kusurlu olması durumu dışında, işverenden talep etme hakkı bulunmaktadır. Meslekte kazanma gücü kayıp oranı ne olursa olsun, bu kayıp karşılığı olan zarar ve ziyanın işverenden talep edilmesi mümkündür. Çünkü Sosyal Sigortalar Kurumu yardımları ile kazaya uğrayan işçinin tüm zararı ve kaybı karşılanamamaktadır. İş kazasına uğrayan işçinin işverenden isteyebileceği maddi tazminat ise iki şekilde olabilir.
 
İş göremezlik Tazminatı
Meydana gelen iş kazası veya meslek hastalığı durumlarında, meslekte kazanma gücü kayıp oranı % 10 ve daha fazla ise, SSK tarafından sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır. Ancak bu gelir sigortalının gerçek zararına uygun düşmemektedir. SSK tarafından bağlanacak olan sürekli iş göremezlik geliri, yıllık kazancının % 70'inin iş göremezlik miktarıyla orantılı kısmından ibarettir. Tam iş göremezlik durumunda bu gelir, işçinin yıllık kazancının % 70'ine eşittir. Oysa işçinin tam iş göremezlikteki gerçek kaybı kazancının tamamı, yani, % 100'dür. Ayrıca, iş göremezlik derecesi % 10'dan aşağı olan durumlarda da işçinin cismani zararı olduğu halde, SSK tarafından sürekli iş göremezlik geliri bağlanmamaktadır. SSK tarafından bağlanan gelir, gerçek zararın bir karşılığı olmayıp, bir sosyal güvenlik geliri niteliğindedir. Bu nedenle iş kazası nedeniyle iş görme gücünde azalma olan veya iş göremez duruma düşen işçi, iş göremezlik tazminat davası açarak, SSK tarafından karşılanmayan zararını işverenden isteyebilir.
 
Destekten Yoksunluk Tazminatı
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meydana gelen ölümlerde ise, ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler tarafından işveren aleyhine destekten yoksunluk tazminat davası açılabilir. Bu kişiler tarafından işverenden tazminat talep edilebilmesi için, Borçlar Yasasının maddelerine göre, hayatta iken destek durumunda olan işçinin ölümü ile yardım gören kişilerin para ile ölçülebilecek bir zarara uğramış olmaları gerekmektedir. Bu konudaki Yargıtay kararlarına göre; ölen kişinin destek sayılabilmesi için, destek olduğu kişilere düzenli olarak yardımda bulunmuş olması gerekmektedir. Ölen ile destekten yoksun kalanlar arasında, miras ilişkisi veya nafaka yükümlüğü gibi durumun bulunması şart değildir.
 
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı, destekten yoksun kalanlarla ölenin yaşayabilecekleri olası süreler içerisinde, ölenin çalışıp kazanabileceği süredeki kazancı tutarından destekten yoksun kalanlara ilerde yapabileceği yardım tutarının peşin ve toptan ödenmesinden ibarettir. Bu tutarın hesaplanmasında çeşitli veri ve kriterler kullanılmaktadır. Net yıllık kazanç üzerinden destekten yoksunluk tazminatı tutarının hesaplanması gerekmektedir. İş kazası sonucu ölen işçinin yıllık geliri hesaplandıktan sonra, bu gelirin % 30'u ölenin kişisel gideri olarak kabul edilmekte ve geri kalan miktar destekten yoksun kalanlara dağıtılmaktadır. Destekten yoksunluk tazminatına hükmedilirken, ölümü meydana getiren iş kazası veya meslek hastalığı oluşumunda ölenin kastı veya kusuru mevcut ise, bu kusur, tespit edilen tazminatın miktarından indirilebilmektedir.
 
SONUÇ
İş kazalarının çekilen acı ve sıkıntıların yanı sıra işçi, işveren, işletme ve ülke ekonomisine büyük maliyetleri bulunmaktadır. Hollanda’da iş kazaları önemli bir sorun olarak gündemdeki yerini korumakta olup, her yıl yüz binlerce iş kazası oluşmakta ve bunun sonucunda binlerce ölüm ve yaralanma ile büyük maddi kayıplar meydana gelmektedir. Bu nedenle iş kazalarının oluşmasını önleyecek güvenlik önlemlerinin alınmasına her zaman öncelik verilmelidir. Unutulmamalıdır ki, önlemek ödemekten daha ucuz ve insancıl bir davranıştır. Günümüzdeki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yarattığı olanaklar kullanılarak işyerlerindeki tehlike ve risklerin giderilmesi, sağlıklı ve güvenli işyerleri oluşturularak iş kazalarının önlenmesi mümkündür.
 
 
 
 
 
Hollanda'da Ölümlü ve Yaralanmalı Bisiklet Kazalarında Tazminat Haklarınız;
Hollanda'da Bisiklet Kazalarında Kimler maddi ve manevi tazminat davası açabilir:
Bu hususta ikili bir ayrım söz konusudur. Eğer Bisiklet kazası mağduru hayatta ise bizzat kendisi maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Eğer mağdur vefat etmiş ise onun vefatı ile maddi ve manevi zarar gören yakınları, annesi, babası, eşi, çocukları, kardeşleri, nişanlısı, bakım ve desteği altındaki kişiler maddi ve manevi zararların tazmini için dava açma hakkına sahiptir. Mağdur ölmeden evvel tazminat davası açtıysa yine bu kişiler davaya devam edebilirler.
 
Hollanda'da Bisiklet kazasında maddi ve manevi tazminat davası kime karşı açılır:
Kazada doğan zararların kazada kusuru olan karşı taraftan talep etmek akla ilk gelen çözüm olacaksa da kusurun karşı tarafta olmaması, karşı tarafın zararı karşılayacak ekonomik durumu olmaması ya da vefat etmesi durumunda mirasçısının da bulunmaması gibi çoğu zaman karşılaşılan durumlarda başvurulacak yer sigorta şirketleridir.
Zira ölümlü veya bir uzvun yitirilmesi sonucunu doğuran Bisiklet kazalarında tazminat miktarı yüksek olabileceği için karşı tarafın bunu karşılaması çok zor olabilir. Bu sebeple sigorta şirketine karşı açılacak dava en isabetli sonuçları doğurabilir. Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir.” Hükmünü içermektedir.
Davanın açılacağı sigorta şirketi kazaya sebebiyet verenin Bisiklet veya kasko poliçesini hazırlayan sigorta şirketi olabilir. Bu sigorta şirketleri bir birinden farklı şirketler ise her ikisine birlikten dava açılması da mümkündür.
 
Hollanda'da Bisiklet Kazasına sebebiyet verenin (zorunlu mali sorumluluk sigortası) Bisiklet sigortası bulunmuyorsa ne yapılabilir :
Zorunlu Mali sorumluluk sigortası(Bisiklet sigortası), sigorta ettirenin, üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. İşletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortasını yapmaları zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan araçların trafiğe çıkması yasaktır.
Buna rağmen uygulamada birçok araç kaçak olarak Bisiklet sigortası bulunamadan trafiğe çıkmakta ve kazalara karışmaktadır. Kanun koyucu yasak olmasına rağmen Bisiklette seyreden bu araçların verdiği zararlardan dolayı üçüncü kişilerin zarar görmesi durumunda mağdur olmasını engellemek amacıyla güvence hesabını kurmuştur. Böylelikle kazaya sebebiyet veren tarafın Bisiklet sigortası bulunmasa dahi güvence hesabından söz konusu kayıplarının tazminini talep edebilir.
 
Hollanda'da Bisiklet kazalarında maddi manevi tazminat açma süresi ve zaman aşımı süresi nedir:
Maddi ve manevi zararların tazmini için dava açmak için kanunda belirlenen süre mağdurun uğradığı zararı ve failini öğrendiği tarihten itibaren 2 yıldır. Eğer tazminat davası açmaya yetkili olan kişi zararı veya faili öğrenmedi ise kazanın meydana geldiği tarihten itibaren her halükarda 5 yıl geçtikten sonra dava açma hakkı zaman aşımına uğrar. Bu süreler zararı verene karşı açılacak davanın süresidir. Eğer dava sigorta şirketine karşı açılacak ise bu süre 5 yıldır.
Eğer Bisiklet kazası sonucu ortaya çıkan durum bir cezayı ve ceza davasının gerektirir bir durum ise ceza kanunlarında düzenlenmiş olan daha uzun zaman aşımı süresini uygulanacağından zaman aşımı süresi daha fazla uzayacaktır.
 
Hollanda'da Kazaya sebebiyet veren kusurlu aracın şoförü yada yolcular tazminat davası açabilir mi ?
Burada yolcuların araç şoförüne veya araç sahibine dava açma hakları pek tabidir ancak ailevi nedenler duygusal nedenler gibi pek çok durumda araç şoförüne dava açılmak istenmemektedir. Peki, böyle bir durumda sigorta şirketine karşı dava açılabilecek midir? Burada karşımıza iki tip sigorta poliçesi çıkmaktadır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Bisiklet sigortası) ve İhtiyari mali sorumluluk sigortası (kasko).
Zorunlu Mali sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, üçüncü kişilere verdiği onun karşılamak üzere oluşturulmuş bir sigorta türüdür dolayısıyla araçta bulunan kazaya sebebiyet veren şoför hariç yolcularda üçüncü kişi olacağından sigorta şirketine dava açabilirler. Aracın şoförü ise şartları varsa kasko sigortası bulunuyorsa bu şirkete dava açabilir. Eğer şoför veya yolcular öldülerse mirasçıları da bu davayı açabilecektir.
 
Hollanda'da Maddi manevi tazminat kapsamı ve miktarı nasıl belirlenir:
Bisiklet kazası sonucunda ölüm olayı gerçekleşmişse; Mirasçıları, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarından destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masraflarını talep edebileceği gibi, ölenin, ölümü nedeniyle duydukları elem, acı ve üzüntü nedeniyle manevi tazminatta talep edebilirler.
Yaralanma meydana geldiyse; Meydana gelen iş ve güç kaybı nedeniyle iş ve güçten yoksun kalınan gün boyunca, çalışamadığı ve kazançtan yoksun kaldığı için, çalışamayıp yoksun kaldığı kaybı, tedavi görmüşse tedavi masraflarını isteyebilecektir. Aynı şekilde manevi tazminat talebinde de bulunabilecektir.
Sakatlık oluştuysa; Kişi sakatlık oranına göre meydana gelecek iş ve güç kaybına göre zararını talep edebilecek, tedavi masraflarını isteyebilecek ve manevi tazminata hak kazanabilecektir. Ayrıca, araçlara veya eşyalara verilen zararların karşılanmasını istenebilecektir.
Tazminatın hesaplanmasında davacının ekonomik durumu ve uğramış olduğu zararların tam olarak tespiti çok önemlidir. Bu hesaplama sırasında hasarlar delilleriyle tam olarak ispat edilemez ise askeri ücret üzerinden zararın hesaplanması ve daha düşük tazminat miktarları söz konusu olacaktır. Özellikle manevi tazminat soyut bir kavram olduğundan kazazedenin uğramış olduğu zararların net ve çok iyi bir şekilde, delilleriyle birlikte tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Bu hususta profesyonel avukatlardan/ eksperlerden yardım almanın önemi özellikle tazminatın miktarının doğru ve tatmin edici olması yönünden önemlidir.


ÖM ile soru cevaplamiyoruz! Forum'a yazın cevaplardan herkes yararlansın!

 
  • 0 Oy - 0 Ortalama
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
 1 Ziyaretçi
Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
 1 Ziyaretçi