Konuyu Değerlendir
  • 3 Oy - 5 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Daha Çoookkk Bekleriz.....
#1
Ne geldiyse başımıza, yaptıklarımızdan geldi deriz bazen, kendi kendimize hayıflanırız. Adeta yaptığımız yanlışları kendimize itiraf ederek, nefsimizi rahatlatmaya çalışırız.

Acaba inancımızı, imanımızı yaşarken, yaptığımız yanlışları da Allah ın önerdiği yöntemle araştırıp, düşünüp akıl yürütüp, görmeye çalışıp, aynı yöntemle kendimize itiraflarda bulunup, Rabbimizden bağışlanma dileyebiliyor muyuz?

İşte bu sorunun cevabını ancak ben, kendi şahsım adına verebilirim. Sizlerde nefsiniz ile bu mücadeleyi vermelisiniz ki, din ve iman adına, istemeden yaptığımız yanlışların farkına varabilelim ve böylece Rahmanın şefaatine nail olalım.

Tüm bu sözlerimin nedenine gelince. Okuduğum haberde, İran ın MEHDİ nin gelişine hazırlandığı yazıyordu. Acaba ahir zamanda geleceğini söyledikleri mehdi yi, yalnız İran mı bekliyor? Bugün açın internet sitelerini, ülkemizde de merakla gelecek bir kurtarıcının, mehdinin beklendiğini, tarikat ve cemaat eksenli sitelerden görebilirsiniz. Bazı kişilerde kendi ağızlarıyla itiraf etmeye çekinseler de, mehdinin kendisi olduğunu anlatmak için çırpınıp duruyorlar. Geçmişte de nice kişilere bu yakıştırmalar yapılmış, ama bu dünyadan gelip göçtüklerinde, yanıldıklarını anlamışlardır.


İşin daha da ilginci, içimizden bazı gruplar, cemaat ve tarikatlar, bu işin detayını da veriyor ve diyorlar ki; Hazreti Mehdi ile birlikte Hz. İsa da gelecek ve tüm dünyayı kötülüklerden kurtaracaktır. İşin kötüsü Hz. İsa nın geleceğini söyleyenler yalnız Müslümanların bir kısmı değil, Hıristiyanlarda aynı şeyi söylüyor ve iman ediyorlar. Hz. İsa ahir zamanda gelip, bizleri kurtaracaktır diyorlar. Fakat Kur’an asla bu bilgiye, düşünceye onay vermez.

Biraz daha detaya indiğimizde mehdi nin nasıl tanınacağı konusunda söylenen sözler, bizlerin nasıl bir inanç içinde olduğumuzu, çok açık gösteriyor. Bu kişi hakkında, birçok şekli tarifin yanında, peygamberimize elçilik görevinin tebliğinde bile olmayan, olağan üstü bir olayın olacağını nasılda kabul ediyoruz. Bakın nasıl tanınacakmış, mehdi bir kısım inanca göre.


(Birçok hadis-i şeriflerde buyruldu ki, (Mehdi'nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Bulutdan bir melek: Bu Mehdi'dir, sözünü dinleyiniz!) diyecektir.)



Şimdi sizlere sormak istiyorum, tüm bu bilgilere nereden ulaştık, Allah mı haber veriyor? Elbette hayır, rivayet ve sanı inancımıza hâkim olursa, sonuçta böyle olur.

Hani bizler Kur’an dan hesaba çekilecektik, sorumluyduk? Hani her şeyden nice örnekler vardı Kur’an da? Hani bizlere rehberdi, güneşti, gönül gözüydü Kur’an. Hani onun hükümlerine uyacaktık, ne oldu. İşte tüm bu ve buna benzer yüzlerce ayetin üzerini örtüp, görmezden gelip, doğru olması mümkün olmayan bilgilere inandığımızda, birde Kur’an dan yanlış inançlarımıza, kelimeler arkasından anlamlar verdiğimizde, hem peygamberimize, hem de Rahmana iftira attığımız bilincinde olmalıyız.

Peygamberimiz bir hadisinde, benim sözüm olup olmadığını, Kur’an ile karşılaştırınız diye bizlere öğüt verdiğini, sakın unutmayalım. Ben söylemediğim halde, bu peygamber sözüdür diyenlerin varacağı yerin, cehennem olduğunu söylediğini de bilelim. Yine peygamberimiz sizleri, yalnız Kur’an ile uyarma görevi aldığını birçok kez anlatmış ve bizlerin Kur’an ın ipine sarılmamızı istemiştir.

Ne yazık ki bugün İslam âlemi birilerini bekliyor, yaptığı yanlışları, günahları affettirmek adına. Kendimiz uğraş verip doğruya, güzele Allah ın rehberiyle ulaşmak için çaba gösteren ne yazık ki yok. Hiç kimse boşuna birilerini beklemesin, çünkü gelecek hiç kimse yok. Allah zaten bizlere gönül gözünü, güneşini, zikrini, FURKANI, rehberi KUR’AN ı göndermiş, bizler daha ne bekliyoruz?


Allahın gönderdiği rehberden, Kur’an dan gereği gibi istifade etmeyip, onu anlaşılması zor ilan ederek, yüksek bir yere ne yazık ki astık. Kur’an ı terk edip velilerin, şeyhlerin ardına düşerek, zaten elimizdeki Kur’an ın değerini bilmemekle, cezamızı çektiğimizin farkında bile değiliz.

Bizler hataların en büyüğünü yaptıktan, elimizdeki IŞIĞIN kıymetini bilmedikten sonra, Rabbimiz neden başka kurtarıcılar göndersin ki? Bizlere Furkan yetmiyor mu? YETMEYENLER BEKLEYE DURSUNLAR, AMA DAHA ÇOKKKK BOŞ YERE BEKLEYECEKLERİNİ BİLMELİDİRLER.


Hastalığının farkında olmayan insan, tedavi olmak için çabada da göstermez. Böylece hastalığımızdan habersiz, yaşayıp gidiyoruz. Rabbimiz bizleri affetsin. İslam toplumu olarak, içine düştüğümüz bu açmaz, bu kargaşanın tek bir sebebi var. Oda Allahın rehberini, zikrini devre dışı bırakıp, kendimize edindiğimiz Velilerin, şeylerin hiç düşünmeden ardı sıra gitmektir.

İran bekleyedursun mehdilerini, ya bizim ülkemizdekiler hangi mehdiyi bekliyorlar dersiniz? Ya diğer İslam ülkeleri? Acaba İslam ülkeleri bir mehdi de anlaşabilecekler mi? İslam dininde birçok konularda birleşemeyenler, parçalanıp mezheplere bölünenler, acaba mehdi konusunda ne yaparlar sizce?

Sakın İslam ülkeleri arasında, ileride mehti savaşları çıkmasın. Ne kadar üzüntü verici bir konu değil mi dostlar. Bunları söylemekten üzüntü duyuyorum, ama bu konuyu gündeme getirip, Kur’an ışığında, artık düşünmemiz ve aklımızı başımıza toplamamız, Kur’an ın özünde birleşmemizin zamanı gelmiştir. Allah ın uyarısını duyalım, dinde ayrışmadan tek yumruk olalım.

Allah biz İslam ülkelerini öyle bir imtihan ediyor ki, bizler bunun bilincinde bile değiliz. Rabbimiz İran a, Araplara en değerli yer altı kaynaklarını vermiş. Petrol ve doğalgaz ile tüm dünyanın göz bebeği. Peki, bu gelir, bu önemli kaynaklar gerektiği gibi kullanılıp, halkın huzuru ve refahı için kullanılabiliyor mu? Düşünün lütfen milyarlarım var, ama ben yiyip içemiyorum.


Yıllarca İran, Irak savaşını izledik. İşte Allah gereği gibi İslam ı yaşayamayanlara, ellerindeki rehberi devre dışı bırakıp, beşeri bir inanç yaratanlara layık gördüğü bir son. Müslüman Müslüman ın kardeşidir sözlerini Kur’an dan görmezden gelenlerin, birbirini çekinmeden öldürüp, sırf mezhepleri farklı diye, camide bir birilerini katledenler, gerçekten Müslüman olabilir mi sizce?

Değerli din kardeşlerim. Lütfen artık kendimize gelelim. Elimizin altındaki GÜNEŞİN, GÖNÜL GÖZÜNÜN farkına varalım. Yoksa bizlerinde daha çokkkkkk, mehdiler beklemekle geçer hayatımız.

Boşa geçirecek zamanımız yok. Vakit dolup, emanetin zili çaldığında, pişman olmak istemiyorsak, gelin Rahmanın ipine sarılalım, en sağlam ip Kur’an ın ipidir. Başka birilerinden, beşeri ipler beklemeyelim boşuna. Tüm sorularımızı, gönülden tertemiz kalbimizi açarak, tüm hurafelerden arınmış bir halde, Kur’an a soralım. Bakın her sorunun cevabını nasıl orada bulacağız, o zaman göreceksiniz.

Dini kullanarak paravan yapan, kendi çıkarlarına dini siyasete alet edenler, güzelim dinimizi de küçük düşürmektedirler. Dine verdikleri zarar, affedilemez, bağışlanamaz sonuçlar doğurmaktadır. Dini kullanarak, toplumu Allah ile aldatanları Allah asla affetmez.


Allah bizleri Kur’ana davet ediyor da, her ayetin üzerinde düşünmemizi, akıl etmemizi istiyorsa, gelin başdanışmanımız Kur’an ı, yanı başımızdan eksik etmeyelim. Onu sen anlamazsın diyenlere kulak asmadan, inatla onun ipine iki elimizle sarılalım, anlayarak okuyalım. Şunu asla unutmayalım, Allah kullarına, anlaşılması zor bir rehber gönderip, daha sonrada ondan hesap asla sormaz.


Bu dünyayı çekilmez yapan bizleriz. İşlediğimiz suçların sonunda, Allahın istediği bir kul olamadığımız içindir ki, bizler bir birimizin kanını emiyoruz. Yaptığımız yanlışlardan kurtulmak içinde, başka kurtarıcı bekliyoruz.

Boşuna bekleriz, doğruya güzele ulaşmak istiyorsak, kendi yanlışımızı önce kendimiz düzeltmeliyiz. Çünkü elimizde bunu yapacak, zaten kurtarıcı FURKAN var, gelin ondan yardım isteyelim, boşuna kurtarıcı beklemeyelim.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
#2
hocam rivayet ve sanilardan hem bikmistik hemde kuran-i kerim den uzaklasmistik. biz kaynaklardan uzak olan gurbetcilere hikayeleri degilde asil olanin kuran-i kerim olduguna dikkat cektiginiz icin size sukranlarimi sunarim. yazilarini merakla bekleyecegim saygilarimla.
#3
İlgi ve alakanıza çok teşekkür ederim. Bizlerin görevi, Kur'an ın ipine sarılmak, emin olamadığımız bilgilerden sakınmak olmalıdır.
#4
Sayin Gumusbatak yaziniz gercekten cok acik ve aydinlatici. Bende acizane uzun zamandir bir okuyucu olarak Mehdi ve Hadisler konusunu okumaya arastirmaya calisiyorum. Hadislerin 200-300 sene sonra yazildigi, Peygamberimiz tafafindan hadis yazmanin yasaklandigi, Kuran da Mehdinden bahsedilmedigi konularini okuyorum ama kimse acikca bunlarin Kuran da olmadigini soylemiyor, Kimse bunlar Sirk demiyor. Evet belki dolayli ima ile bunu soylemeye calisanlar var ama ben son zamanlarda bunu acikca soyleyebilen bu yazidan dolayi dikkatlice okudum ve bu acikyurekli yazidan dolayi tebrik ediyorum.
Sorum ise soyle:
1- Israliyetten alinan hadisler haricinde Kuran-i Kerim de Mehdiden bahsedilmemektedir.
Kuran-i Kerim de Mehdi ye dair bir ayet yoktur bu dogrumudur?
2- Haidslerden yola cikilarak bir hukum verilip, Kurana adfedilemez diyebilirmiyiz.

Saygilarimla,
Erdem Arslan
Lahey / Hollanda.
#5
Sayın Erdem, sizin konuya vakıf olduğunuzu görüyorum. Mehdi konusu Yahudi uydurmasıdır. Kur'an asla bundan bahsetmez ve bu konuya onay vermez.

Hadislerden yola çıkarak, hiç bir bilgiyi öğrenemeyiz, doğrulayamayız, ama kur'an dan yola çıkarak, hadislerden faydalanabiliriz. Dinin tek kaynağı vardır oda Kur'an dır. Bunu ben söylemiyorum, Kur'an söylüyor. Hatta Kur'an ın sınırlarını aşanları Allah, dinden sapanlar olarak görüyor.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
  




Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
1 Ziyaretçi