Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hollanda Basını: AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı var.
#1
[Resim: hollanda-basini-ab-nin-turkiye-ye-ihtiyaci-var.jpg]
Hollanda gazetesi NRC Handelsblad AB’nin Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu belirtti.

Geçtiğimiz on yıl, büyük ekonomilerin yükselişine sahne oldu: Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC ülkeleri). Fakat dikkat edilmesi gereken başka büyüyen ekonomiler de var. Önümüzdeki günlerde bir makaleler dizisiyle Türkiye, Endonezya, Meksika, Polonya ve Güney Kore’nin yükselişine dikkatleri çekeceğiz.

Uzun yıllardır Türk ekonomisi Avrupa’ya nazaran daha iyi gidiyor. Türkiye, uzunca bir süredir AB’nin peşinden koşmayı bıraktı ve iki taraf arasındaki ilişkiler değişti.

Türkiye’nin liman kenti İzmir’deki İtalyan Eldor’a ait otomobil parçaları fabrikasının işletme müdürü olan Andrea Delellis, kadın ve erkekler arasındaki farkları iyi biliyor. Fabrikanın 1.300 çalışanından yüzde 92’si bayan. Delellis gülerek, “Biz, burada cinsiyet ayrımcılığı yapıyoruz. Kadınlar çok daha disiplinli oluyor ve fazla şikâyet etmiyor.” diyor.

Eldor’un merkezi, Milan’ın kuzeyindeki Orsenigo’da, ancak ana fabrikaları İzmir’de. İzmir 4 milyonluk nüfusuyla Türkiye’nin en büyük üçüncü şehri. Eldor’un buradaki fabrikası iki sene önce genişletilmiş. Artık bobin ve ABS sistemlerinin yanı sıra plastik parçalar da burada üretiliyor.

Fabrikanın Türkiye’deki yeri, şirketin çok işine geliyor. Delellis, “Burada kişi başına ortalama 400 avro maaş ödüyoruz. Aynı iş gücünün fiyatı İtalya’da dört-beş kat daha fazla olurdu. Çin’de belki aynı masraf 100 avro olabilirdi. Ancak o zaman da Çin’e gitmemiz gerekirdi.” diyor.

Çin, Avrupa Birliği’nin Avrupalı basın mensuplarına Türkiye’de düzenlediği iki günlük gezide sıkça duyulan bir isimdi. Gezinin amacı ekonomik ilişkiler hakkında bir izlenim edinmekti. Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusundaki müzakereler, uzunca bir süredir durakladı. Ama insanlar hâlâ yatırım yapmaya devam ediyor.

Avrupa açısından Türkiye’nin AB’ye üye olması her zaman karmaşık bir soru olagelmiştir. Ülkenin hemen hemen tamamı Müslüman… Eğer Türkiye, AB’ye üye olursa AB’deki en büyük nüfuslu ülkelerden birisi olacak.

Fakat bu arada dengeler değişti. Avrupa, büyük bir ekonomik krizdeyken Türkiye ekonomisi yıllardır büyümeye devam ediyor. Ülkenin ucuz ve genç iş gücünün cazibesine kapılan sayısız uluslararası ufak şirket, burada şubeler açıyor. Türklerin yaş ortalaması 29 ve Eldor’un fabrikası gibi örneklere rağmen Türkiye’deki kadınların sadece yüzde 30’u çalışıyor. Bu da hâlâ çok büyük bir iş gücü potansiyeli olduğunu gösteriyor.

Türkiye, kendisini Çin’e bir alternatif olarak göstermeyi seviyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ankara’da yaptığı bir konuşmada, “Çalışan nüfusumuz önümüzdeki 20 yıl boyunca büyümeye devam edecek. Artan iş gücü verimliliğiyle beraber Türkiye’nin önümüzdeki 30 yıl boyunca ciddi bir avantajı olacak. Biz, Asya ile aynı şekilde rekabet ediyoruz.” diyor.

Sözlerine devam eden Şimşek, “Son on yılda ekonomimizin hacmi dört katına çıkmıştır. Önümüzdeki on yılda da bir kez daha bunu ikiye katlamak istiyoruz. Büyük bir Türkiye, Avrupa için de faydalıdır. Kuvvetli bir komşu hâline geliyoruz. Avrupa’nın bizim üyeliğimizle kaybedeceği hiçbir şey yoktur. Korkular, güvensizlikten kaynaklanıyor.” diyor.

Fakat Şimşek’in AB’ye üyeliğin önemini anlatırken ortaya koyduğu verilerden Türkiye’nin son yıllarda dikkatini Doğu ve Güney'e yönlendirdiği ortaya çıkıyor. Şimşek bununla ilgili, “Duruma pragmatik bir şekilde yaklaşıyoruz. Ekonomik açıdan böyle bir yaklaşım mantıklıdır. Önceleri tamamen Batılılaşma peşindeydik ve bu yüzden komşularımıza sırt çeviriyorduk. Ancak bu, mantıklı bir tutum değildi. Artık olaylara daha geniş bir perspektiften bakmak istiyoruz. Hem AB’ye üye olmanın peşinde koşuyoruz hem de yakın çevremizi keşfediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bazı iş adamları için AB üyeliği artık acil bir konu değil. İzmir Yatırımcılar Derneğinden Nihat Gündüz, “Üye olmak, Türkiye’nin demokratik bir hedefi olarak kalabilir. Fakat ekonomik açıdan durum tamamıyla farklıdır. AB’nin ticari kıstasları çok sıkı… Eğer üye olursak ikili ticaret anlaşmalarına girmek mümkün olmayacak. Brüksel’in İran ve Suriye gibi ülkelere uyguladığı yaptırımlar, bizi de bağlayacak. Ama ben, bu ülkelerle ticarete devam etmek istiyorum.” diyor.

Türk girişimci ve yöneticiler, güven dolu bir tutum sergileseler de bazı endişeleri var. Türkiye’nin yüksek ithalat hacmi nedeniyle büyük bir açığı var. 2011 yılında bu açık GSYİH’nin yüzde 10’u, 2012’de ise yüzde 7,5’i idi. Ekonomistler, bu oranın en fazla yüzde 5 olmasını tavsiye ediyor.

Kendilerine ait enerji kaynakları olmaması, bu açıkta önemli bir rol oynuyor. Büyüyen bir ekonomi, daha fazla mal talep ediyor. Ama bu durum Türkiye için pahalıya mal oluyor. Petrol ve gaz ithalatı, geçen sene ülkenin GSYİH’sinin yüzde 7’sine eşitti.

Açık, ülkeyi yatırımcıların kaprislerine karşı savunmasız bırakan kısa vadeli dış kredilerle finanse ediliyor. Örneğin, başka bir ülke yatırımcıların dikkatini çekerse bu kredilerin sonu gelebilir.

Bir diğer problem de ülkedeki büyük hacimli kayıt dışı ekonomidir. Bakan Şimşek’e göre ülkenin ekonomisinin yüzde 27’si kayıt dışı. Bu kayıt dışı ekonominin çoğunluğunu kırsal kesimlerde vergi ödemeyen küçük esnaf oluşturuyor. Şimşek, “Eğer bunu Avrupa şartlarına tercüme edersek yıllık 20 milyar avro vergi gelirine eşittir.” diyor.

Böyle bir gelir kaybı nedeniyle hükûmet, kontrol ettiği ekonomi üzerine ağır vergiler koyuyor. Mesela petrol, Hollanda kadar pahalı… Fakat Şimşek’e göre kayıt dışı ekonomiden kaynaklanan esas sorun bu değil: “Kendi kendine yetebilir bir ekonominin önünü tıkıyor. Girişimciler, zorlukla sermaye elde edebiliyor. Bu yüzden de yenilikçilik ve üretimde artış sağlanamıyor.”

Türkiye’nin mali durumu yine de sağlıklı olarak değerlendiriliyor. Ülkenin ulusal borcu (GSMH’nin yüzde 35’i) ve bütçe açığı (geçen sene yüzde 1,6) düşük seyrediyor.

Avrupa’nın bu ülkeyi kucaklaması akıllıca olur mu? İzmirli Avrupa ekonomik göç profesörü Canan Balkır, “Avrupa’nın bize ihtiyacı var.” diyor.

Türkiye’nin insan hakları düzenlemeleri hakkında elini çabuk tutmadığı iddialarına katılmayan Balkır, Türkiye’ye üyelik için bir tarih verilmesi gerektiğini belirtip “Somut bir hedef verilmeyen bir ülkenin bütün bu düzenlemeleri yapmasını nasıl beklersiniz?” diyor.

Balkır’ın öğrencileri arasında ayaküstü yapılan bir oylama da Türklerin arasında AB’ye üyelik konusunun pek popüler olmadığını gösteriyor. 38 öğrenciden sadece 6’sı, AB’ye üye olmak için el kaldırdı. (ABHaber)
İmage
  




Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
1 Ziyaretçi