Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İslamın Şartları
#1
ISLAMIN SARTLARI
1. Kelime-i sehadet getirmek
2. Namaz kilmak
3. Oruç tutmak
4. Zekat vermek
5. Hacca gitmek


1-) KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK

İslam’ın ilk şartı olan Kelime-i şahadet şudur:

“Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resülühü”

Kelime-i Şahadetin anlamı:

“Ben, Allah(c.c.)'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Hz. Muhammed’in, O'nun kulu ve Peygamberi olduğuna şahadet ederim.”

Kelime-i Şahadet, ifade ettiği mana bakımından çok önemlidir. Bu cümleyi dili ile söyleyip kalbi ile tasdik eden insan, Müslümanlık dairesine girmiştir. Bilindiği gibi İslam dininin temelinde TEVHİD esası yani «Allah(c.c.) Teala Hazretlerinin bir olduğu, eşi ve benzeri bu­lunmadığı esası» yatmaktadır, İslam’da her şeyin temeli budur.

2-) NAMAZ KILMAK

Namaz İslam’ın beş şartından biridir. Kur'an da en çok zikredilen ibadettir.

Namaz, Mümini İslam’a ve İslam’ın her noktasına tatbik edilmesi gereken hayata bağlayan en sağlam bir bağdır.

Namaz Müslüman’ın hayatına disiplin ve nizam getirir. Günde beş vakit aynı çağrıyla Hakkın huzuruna toplar Müminleri. Renk, ırk, dil, bölge ayrılıklarının Hak ve hakikat yanında bir mana ifade etme­diğini anlatır.

3-) ORUÇ TUTMAK

İslam’ın beş şartından biri olan oruç, Müslüman’a ruhî ve ahlakî eğitim sağlayan bir ibadettir. Oruç ruhî ve ahlakî eğitim sağlar, çünkü senenin on bir ayında nefsinin arzularını tatmin eden insan, bir bakıma hayatı yemek, içmek ve yerine göre şehevî arzularını tatmin etmekten ibaret zanneder hale gelir. Oruç tuttuğu zaman hayatın hep maddî ihtiyaçtan karşılamak­tan ibaret olmadığını, daha başka manevî hazlara da ihtiyacı olduğunu anlar.

Namazda zengin, fakir, rütbeli, rütbesiz, beyaz ve siyah insanı aynı hizada omuz omuza getiren İslam, oruçla da kalpleri ve ruhları aynı duyguda birleştirir. Kulluğun tadını, kibrin ve gururun manasızlığını, Hakk katında kulun acizliğini derinden duyurur.


4-) ZEKAT VERMEK

İslam’ın beş temel şartından biri de zekattır.Dinimizde emrolunan zekat diğer beşerî sistemlerde görülen tahakkuku ve toplanması kanun mevzuu yapılmış donuk bir vergi sistemi değildir. Aksine Allah(c.c.) tarafından emredilmiş bir vazife, bir ibadettir.


3-) ORUÇ TUTMAK

İslam’ın beş şartından biri olan oruç, Müslüman’a ruhî ve ahlakî eğitim sağlayan bir ibadettir. Oruç ruhî ve ahlakî eğitim sağlar, çünkü senenin on bir ayında nefsinin arzularını tatmin eden insan, bir bakıma hayatı yemek, içmek ve yerine göre şehevî arzularını tatmin etmekten ibaret zanneder hale gelir. Oruç tuttuğu zaman hayatın hep maddî ihtiyaçtan karşılamak­tan ibaret olmadığını, daha başka manevî hazlara da ihtiyacı olduğunu anlar.

Namazda zengin, fakir, rütbeli, rütbesiz, beyaz ve siyah insanı aynı hizada omuz omuza getiren İslam, oruçla da kalpleri ve ruhları aynı duyguda birleştirir. Kulluğun tadını, kibrin ve gururun manasızlığını, Hakk katında kulun acizliğini derinden duyurur.

5-) HACCI EDA ETMEK
Cemaat İslam’ın en fazla önem verdiği hususlardandır. Cemaat ruhu elbette yalnız olmaktan üstündür. En katı kalpler bile toplu yapılan ibadetlerden haz duyar, ürperir, ondaki değişik tadı hiç olmazsa derinden hisseder. Allah(c.c.)'ın rahmet nazarları cemaatte tecellisini daha çok ve çabuk gösterir, işte bu yüce ruhu yaşatan İslam dininin, bu zevki, bu yüce duyguyu en zirve noktaya çıkarttığı ibadetlerden birisi de, Hicreti Nebeviyenin dokuzuncu yılında farz kılınan Hac ibadetidir. Hac farziyeti Kitap, Sünnet ve İcma-ı Ümmetle sabit olan öyle bir ibadettir ki, dünyanın her yerindeki Müminlerin kalbini günde beş defa Kıbleleri olan Kabe'ye yönelmeleriyle birbirine bağlar.

Bu bağ kuvvetlene kuvvetlene her sene nasibi olanları oraya çeker. Çeşit çeşit meşakkatler, sevdiklerinin hasreti, seve seve sineye nasıl çekilir? İste o yüce makama varınca asıl hasret duyulacak şeyin ne olduğunu anlaşılır ve sualin cevabı ortaya çıkar.

Mümin hem dünyayı, hem ukbayı orada bir arada yaşar. Kabe'nin etrafında tavafı; adeta kainatta her şeyin kendisi için takdir edilen bir yörünge etrafında dönüşünü simgelerken, Arafat'ta vakfe, mahşerin ruhları coşturan bir timsalidir,

Hac İslam’ın eşitlik prensibinin en içten yaşandığı bir ibadettir. Dünyanın dört bir tarafından gelmiş renk, dil, ırk ve coğrafyası ayrı insanları inanç, gaye ve mekan birliğiyle birbirine bağlar, Hakk ka­tında kalıbın değil, kalbin ve onun taşıdığı iman vecdinin önemli olduğunu gösterir.

Hiçbir beşerî gücün bir araya getiremeyeceği bu mübarek insan seli, Adem Aleyhisselamın tavafa başladığı bu mübarek beldede toplanarak Müslümanların Allah(c.c.)'ın ipine hep birlikte sarıldıkları tak­dirde iman güç ve birliğinin nelere kadir olacağını şuurlu kafalara nokta nokta nakşeder.
  




Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
1 Ziyaretçi