Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

İslamiyet'te Gebeliğin Kasıtlı Sonlandırılmasmm (Kürtajm ve Kasıtlı Düşüğün) Hükmü:
#1
Gebeliğin Kasıtlı Sonlandırılmasmm (Kürtajm ve Kasıtlı Düşüğün) Hükmü:
DiYANET iŞLERi BAŞKANLIGI Dini Yayınlar Dairesi Başkanlığı.

Hilal Duman*
* Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
 
Fakihler, sperm ve yumurtanın hangi safhactan itibarencenin sayılacağı ve dinen-hukuken koruma altına alınacağı, ceninin bulunduğu safhaya göre çocuk düşürmenin hükmünde farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bunun nedeni, doğrudan konuyla ilgili açık bir nassın bulunmaması ve bu konuyla ilgili olduğu düşünülen hadislerde geçen "ruhun üflenmesi" ve ceninin teşekkül zamanını farklı yorumlamalarıdır.


İslam hukukçuları gerek annenin gerekse başka birisinin, hamile bir kadının karnındaki çocuğu düşürme, aldırma gibi yollarla anneliğe engel olmanın, hükmü konusunda iki ana gruba ayrılmışlardır: 20
Çoğunluğun yer aldığı birinci gruba göre; hamileliğin hiçbir döneminde meşru sebep olmaksızın çocuk düşürmek caiz değildir. Allah'ın yarattığı ceninin hayatına insan tarafından son verilmesi meşru olamaz. Bu fakihler, "ruhun üflenmesi" ile ilgili rivayetleri hiç dikkate almamışlardır.


Ruhun üflenmesiyle gebeliğin sonlandırılması arasında bir ilgi kurmamışlar ve bu rivayetlerin cenininin canlı olmadığına ve öldürülmesine işaret etmediğini; sadece insanın yaratılma aşamaları ve kaderi hakkında bilgi verdiğini söylemişlerdir.
İkinci grupta yer alan hukukçulara göre ise; hamileliğin ilk dönemlerinde çocuğun düsürülmesi haram değildir. Bunlardan bazılarına göre bövle bir fiil meknıh, hazılarına göre miihahtır.

Fakat bu fakihler, hangi süre içerisinde çocuğun düşürülebileceği hususunda çok farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu sürenin tespiti konusunda, "ruhun üflenmesi" ile ilgili hadisleri baz almışlardır. Ruhun üflenmesinden önce, ceninin cansız, kan, et olduğu, insan olmadığı gibi görüşler öne sürmüşlerdir. Ancak ruh üflendikten sonra ceninin, vücut yapısının tamamlayarak insan olma vasfını bu sathactan sonra kazanacağı varsayımından hareket ederek bu durumda hamileliğe son vermenin çocuk öldürme anlamına geldiği kanaatine varmışlardır.

Mezheplerin konu hakkındaki görüşleri şu şekildedir:
1. Hanefi Mezhebi
Hanefi hukukçuları, kürtaj konusunda dört ana görüşe sahiptirler. a. Sperm, yumurtayla birleştikten sonra her türlü müdahaleyi haram kabul eden görüş: Bu görüşe göre döllenme olduktan sonra, buna müdahale edilmesine cevaz verilemez. Özürsüz olarak bunu yaptıran kadın da Allah'ın yanında mesuldür.21
b. Döllenmeyle beraber ilk kırk gün içinde kürtajı caiz görenler.22 Bu görüşte olan fakihler ruhun, gebeliğin 40.ıncı gününde üflendiği ile ilgili rivayetleri esas alarak bu kanaate varmışlardır.
c. Hamileliğin başından itibaren 120 güne kadar çocuğun uzuvları oluşmadığından ve ruh da üf!enmediği için ceninin düşürülebileceği kanaatini taşımaktadırlar. Hilkatin belli olması ancak 120 gün sonra gerçekleşmektedir. Bundan önceki cenin ise henüz bir insan değildir. 23
d. Hanefilerde bir görüşe göre de, bunun özürsüz olarak yapılması mekruhtur. Eğer, annenin sağlığı, süt emen başka bir çocuğun korunması gibi nedenler bulunursa, henüz uzuvları teşekkül etmeyen ceninin düşürülmesi caizdir.24

2. Maliki Mezhebi
Kırk günden sonra çocuk düşürmek haramdır. Bu süreden önce düşürülmesinin mubah veya mekruh olduğunu söyleyenler varsa da çoğunluk bu durumda da haramdır demiştir. 25

3. Şam Mezhebi Bu mezhepte, çocuk düşürmenin, ruh üflenmeden önce bunun caiz olup olmadığı konusunda iki farklı görüş mevcuttur. İmam Gazali, ne zaman olursa olsun çocuk düşürmenin cinayet olduğunu söylerken, bazı Şafii alimler bunun haram değil rnekruh olduğu, ancak ilk günlerden ruh üfleme vaktine doğru gidildikçe tenzihen rnekruhtan harama doğru bir hüküm farklılığı göstereceği. çocuğun yüz yirmi güne yaklaştığı sırada düşürülmesinin ise haram hükmü içinde değerlendirilmesinin kuvvet kazanacağı tarzında bir izah getirmişlerdir. 26 Şafii mezhebi hukukçularından Reml! (1004!1596)'nin görüşü de Hanefllerin görüşü gibi; ruhun üflenmesinden önce düşürmenin caiz olduğu ve ruhun üflenınesinden sonra da mutlak olarak haram olması görüşünü tercih etmiştir.27

4. Hanbeli Mezhebi
Bazı alimler, ruh üflenmesinden önce yani ilk dört aylık dönem içerisinde çocuk düşürmenin mübah olduğuna dair görüş belirtmekle birlikte, mezhepte hakim olan görüş, çocuk düşürmenin bu dönemde de haram olduğu şeklindedir. 28
Görüldüğü gibi, ruh üf1endikten sonra çocuk düşürmenin veya aldırmanın haram olduğunda ve bu davranışın cinayet telakki edileceği konusunda, İslam hukukçuları görüş birliği içindedir. Ancak klasik fıkıh kaynaklarında, bu konudaki ifadelerin mutlak olarak zikredildiği dikkate alınınca. bu hükmün anne sağlığı için tehlike söz konusu olduğu durumlarda da geçerliliğini koruduğu düşünülebilir.29 Nitekim, bazı kaynaklarda bu husus açıkça belirtilmiştir.30 İbn Abid!n'e göre, cenin canlı ise annenin hayatından endişe duyulacak olsa bile alınması caız değildir. Çünkü annenin bu sebeple ölmesi bir ihtimaldir.

ihtimalden hareketle herhangi bir insanın öldürülmesi ise caiz olmaz.31 Ancak Kuveyt'te yayınlanmakta olan fıkıh ansiklopedisinin ilim heyeti, ceninin alınmaması halinde annenin hayatının kesin olarak tehlikeye girmesi tıbben sözbkonusu ise, çocuğun varlığının temelde annenin varlığına dayanması ve sağ olarak doğmasının kesin olmamasına karşılık, annenin hayatta oluşunun kesin olması sebebiyle, anne hayatının dikkate alınmasının daha doğru olacağı görüşüne varmıştır. 32 İbn Abidin'in söylediği gibi bir ihtimalden hareketle herhangi bir insanın öldürülmesi uygun olmaz. Ancak bu konuda, İbn Abidin'in bu hükme, döneminin tıbbi bilgileri ışığında vardığı ve fakihlerin ceninin düşürülmesi konusundaki görüşleri göz önünde bulundurularak ikinci görüşün daha isabetli olduğu söylenebilir. Çünkü, çocuğun alınmaması sebebiyle annenin ölmesi halinde, çocuğun yaşayacağı da kesin değildir.

Konuyla ilgili olan ve üzerinde yorumlar yapılan hadisler, başta Buhar! olmak üzere, bir çok hadis kaynağında sahih olarak rivayet edilmiştir. Bir hadise göre; ana rahmindeki cenine üçüncü kırk gün bitiminde ruh ütlenir ve eceliyle kaderi belirlenir.33 Ruhun ütlenmesinden söz etmemekle birlikte insanın eceliyle kaderinin belirlenmesinden bahseden başka hadislerde kırk veya bunun küsurları gibi daha az sayıda günlerin verildiği de görülmektedir.34 Ancak çok sayıda fıkıh eserinde, muhtemel ikinci grup hadislerde ruhun üt1enmesinden açıkça bahsedilmemesi sebebiyle, çocuk düşürmeyle ilgili görüşlerin ilk hadise dayandınldığı ve bundan hareketle cenine ruhun, ilk yüz yirmi günden sonra üflendiği hususunda genel bir kanaate varılmıştır. Bu anlayışta, ceninin anne karnındaki yaratılışı safhasından bahseden ayetin35 dolaylı ifadesinin de önemli bir payı vardır. ikinci grup hadislerde de ruhun üflenmesinin kastedildiği ve bunun ilk kırk günden sonra vuku bulduğu tarzında farklı bir yorum vardır. 36

Araştırma için önemli olan noktalardan birisi de "ruh ve ruhun üflenmesinden" insanın anne karnında 1 20 gün içerisindeki yaratılışından sonra da ruhun üflendiğinden bahsedilmiştir; ikinci rivayetlerde, ruhun üflenmesi ile ilgili bir ifadenin açıkça yer almadığı görülür. Burada sadece ceninin yaratılma safhalarından ve kader ile ilgili hususlar zikredilmektedir. Her iki rivayette de ilgili açıklamalar, daha çok insanın yaratılış aşamaları ile kaderinin, ecelinin ve rızkının belirlendiğine dikkat çekme amacına yöneliktir.

Kur' an- Kerim ve hadisler, çocuğun anne karnında geçen hayatını insanların anlayabileceği şekilde açıklamıştır. İnsanların diğer açıklamalarda olduğu gibi bunlardan da ibret almalan ve Allah'ın varlığını, birliğini, irade ve kudretini görmeleri, ayrıca insanların konuyla alakalı araştırmalar yapmaları istenmiş olabilir.

Ruhun üflenmesinden önce (gebeliğin 40. veya 120. gününden önce), çocuk düşürmeyi mübah kabul edenler görüşlerini bu rivayetlere dayandırmaktadırlar. Söz konusu hukukçuların, böyle farklı düşünmeleri, ceninin anne karnında geçirdiği sat11aları, döllenme ve çocuğun oluşumu konusunda, dönemlerinin tabii icabı olarak yeterli tıbbi ve teknik bilgiden yoksun olmalarından kaynaklanmaktadır. Halbuki günümüzde ulaşılan tıbbi bilgiler, yumurta ve spermin döllenmesiyle ayrı bir canlı varlık oluştuğunu ortaya koymaktadır. Bugün, embriyonik döneme (ceninin anne karnındaki ilk sekiz haftalık döneme) bakıldığında ilk günden itibaren devam eden bir gelişmenin olduğu ve henüz on iki haftalıkken kalbinin atmaya başladığı ve yedinci haftadan itibaren de tamamen bir insan şeklini aldığı görülmektedir.

Böyle olunca da meşru bir sebep olmaksızın gebeliğin ilk 40. veya 120. gününden önce gebeliğin sonlandırılması, cinayet ve günah olan çocuk düşürme fiillerinin kapsamı dışında tutmak mümkün görünmemektedir.

Ayet ve hadislerde yer alan genel prensipler ve insanın döllenmeden itibaren canlı olduğundan ve aşama aşama gelişerek doğmasından bahseden ayetlerden46 ve insanın öldürülmesinin yasaklandığını ve büyük günah sayıldığını ifade eden ayetlerden,47 Hz. Peygamber'in kasden çocuk düşürmeyi cinayet olarak adlandırıp bunu işleyen veya sebep olanın maddi tazminat ödemesine hükmetmesinden,48 rızık, kader ve tevekkülle ilgili dini telkin ve emirlerden hareketle ceninin hiçbir aşamada dinen meşru sayılan haklı bir gerekçe olmadan düşürülmesine ve alınmasına, aldınlmasına müsaade edilmemesi, cevaz verilmemesi sonucuna varılabilir. Ayet ve hadisler kürtaja cevaz verilmesine kaynak teşkil etmesinin aksine anne karnındaki çocuğun hayat hakkını güvence altına almaktadır.

Bu itibarla İslam hukukunda, tıbbi ve din] bir zaruret bulunmadıkça anne karnındaki çocuğun düşürülmesi ve aldırılması -anne ve baba tarafmdan yapılmış veya yaptırılmış olsa bile- cinayet (suç) olarak adlandırılıp haramsayılmıştır. Ayrıca hayat ve ölümü yaratan Allah'tır. Anne ve baba insan hayatı ve neslin devamı için sadece bir vasıtadır. Çünkü cenin, yaşama hakkını annebabasından değil, doğrudan Yaratan'dan alır. Anne babaların başlangıçta çocuk sahibi olup olmamakta iradeleri ve seçme hakları bulunsa da, gebeliği önleyici tedbir ve yöntemleri kullanmalanna dinen izin verilmişse de, artık gebelik teşekkül ettikten sonra doğacak çocuğun hayatına son verme hakları yoktur.49 Ayrıca düşük veya kürtaj, sadece bebeğe zarar vermez, aynı zamanda anneye de pek çok zarar verir.

Şöyle ki; fazla kan kaybı sonucu şok, böbrek fonksiyon bozukluklan karaciğer yetmezliği, damar içi hastalıkları olabilir. Enfeksiyon eklenirse karın zarı iltihaplanması, enfeksiyona bağlı şok, tedavi amacıyla kürtaj işlemleri rahim ve komşu organ delinmelerine (idrar kesesi, kalın bağırsak, ince bağırsak) sebep olabilir. Kanama ve kansızlık, damar iltihabı, damar tıkanıklığı olabilir. Hafif enfeksiyonlar yumurtalık iltihabı, rahim içinde yapışıklıklar ve buna bağlı kısırlık olabilir. Bir başka komplikasyonu koriskar sinoma denilen kanser gelişmesidir.

En ağır korulikasyon ise anne ölümüdür.50 Dolayısıyla bu açıdan da düşük ve kürtaj İslamın temel ilkelerine aykırıdır. Nitekim Allah Teilla: " ... kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın .•. " 51 ve " ... kendinizi öldürmeyin •.• " 52 şeklindeki ayetleriyle insanları uyarmıştır. Bütün bunlara rağmen birtakım meşru nedenlerden dolayı cenin aldırılabilir.53 Ancak bu nedenler, konunun uzmanı tarafından belirlenmelidir. Uzmanlar tedavi amaçlı düşüğün (terapötikabortis), tıbbi açıdan şu nedenle yapılabileceğini söylemektedir: Bir gebelik olgusu annenin veya ceninin sağlığını tehdit ederek veya her ikisine de kötü etki yaparak seyir gösteriyorsa, bu tür olgular yirminci gebelik haftasından önce zorunlu bir şekilde sonlandırılmalıdır. 54

SONUÇ
İsHim dinine göre insan, yaratılanların en şereflisi, en mükerremi ve en güzelidir. Allah'ın lütfuyla, mükemmel olarak dünyaya gelen, yaratılanlar içinde iradesi eline verilen, akılla donanan en şerefli varlık insandır. Alem insanlık için yaratılmış, her şey onun hizmetine sunulmuştur. İnsan kainatın özüdür, göz bebeğidir. Bütün düzenlemeler onun hayatını ve hakkını korumaya yöneliktir.

Bütün bunlar, beraberinde insana bazı yükümlülükler de getirmiştir. İslam hukukunda insana ait bu hak ve yükümlülükler, öncelikle onun insan olmasına, sonra kadın ve erkek olarak cinsiyetine, daha sonra da yaşamı boyunca üstlendiği rollere göre titiz bir şekilde düzenlenmiştir.


İslam dinine göre hayat hakkı herkes için müsavidir ve her can muhteremdir. İnsan hayatının dokunulmazlığı, korunması, saygınlığı İslam dininin beş temel ilke ve amacından birisidir. İnsanın yaşama hakkı, sperm ile yumurtanın birleşip döllenmesinden itibaren Allah tarafından verilmiş temel bir haktır. Artık bu aşamadan sonra onun dünyaya gelmesine vesile olan anne ve babası dahil hiç kimse bu hakkı ondan alamaz.

Fakihler, gebeliğin 120. gününden sonra annenin hayatını kurtarmak için yapılan dışında kürtajın yasaklığı konusunda ittifak etmişlerdir. Konunun tartışma merkezini, söz konusu edilen sürelerden önce ceninin canlı ve insan kabul edilip edilmemesi hakkındaki görüşler oluşturmaktadır. Ceninin canlı ve insan olduğu sabit olduğu taktirde hiçbir fıkıhçının, meşru bir sebep olmaksızın onun alınmasına veya düşürülmesine cevaz verebileceği düşünülemez. Çünkü İslam dini insan hayatına çok önem verir, bir insanın hayatına yapılan cinayeti en büyük günah kabul eder ve ağır bir cezayı gerekli kılar.
 
Kaynaklar:
20 Çeker, Orhan, "Çocuk Düşürme" md., DİA, Vlll, 364. 
21 İbn Abidin, Reddii'I-Mulıtür, lll, 176; Udeh, Abdulkadir, et-Teşriu'I-Cinüiyyi'I-İshlmi, ll, 295; Bilmen, Isttlalıat-1 Fıkluyye, lll, 149, 150: Döndüren, Hamdi, "Cenin" md .. Şamil İslam Ansiklopedisi. 1, 34; uönouren, ueullenyle Al/e llnunail, ı, J N; t,.eker, urnan. isiilm ttukukw1.da yocuk, 14':1-ı :ıu.
22 ik.. . Ah;,.-g-."' [.),..,.../,--/;;'! h;[,./,f.";,. Hi 1/t:,
23 lb~ .Abidl~ .. R~dd;i:I:M;;;;;;;;.:ı;;: 176: Udeh, et-Teşriu:/-Cinüi, Il, 295; Zuhayli, el-Flklw '1-İsltlmi, lll, 557; Mevsüa, "içhad" md., ll, 57; Çeker, "Çocuk Düşürme" md., DİA, VII!, 364; Saraç, Hüseyin, Ekonomik ve Sosyal Boyutuyla İslômda Nüjiıs Politikası. 160-161; ümran. Ade! Rahiııı, İslôm Kültüründe Aile Planlanuısı, (Tre: Komisyon), 215.
24 Hindiyye, XII, 126; ibn Abidin. Reddü'l-Mu!ıtür, lll, 176; Mevsüa, "içhad" md .. ll, 58; Zuhay1i, elFıklıu'l- İslômi, III, 557; Döndüren, İlmilıa/, [, 379; ümran, Aile Planlanwsı, 215,  
25 Udch. et·Tesrfu'I-Cintli. IL 295: Zuhavll. ei-Ftk!ıu'I-İslrJml. lll. SS7: Mıev<ıln "i~lwi" ınci rı ~7, Çeker, "Çocuk Düşürme" md., DİA, VIII, 364. .
26 Reınli, NilıiJyetii'I-Muhttlc ilô Şerlıi'I-Minh&c. VI, 20Ş; Zuhayli. ei-Fıkhu'I-Islümf. lll, .'558.
27 Mevsüa, "içhad" md .• H, 57, 58; Zuhayll, ei-Ftklw'l~lslümi, lll, 558; ümran, Aile Planlamasi, 216. ıx İbn Kudame, Muğni. VII, 816; Zuhayli, el-Ftk/w'l-fslômi, lll, 558: Mevsüa, "içhad" md., ll, 57; Çeker. "ÇocukDüşürme" md .. DİA, VIII. 364. :"Çeker, "Çocuk Düşürme" md., DİA, VIII, 364., ·'0 Turi, Teknıiletü '1-Ba!ıri 'r-Rdik, V lll, 233; lbn Abi din, Red d ii '1-Muhtdr, 1, 602. 
31 İbn Abidin, Reddü'l-Mulıtar, 1, 602.
32 Mevsua, "içhad" md .. lL 57. " Buhari, el-Cômiu's-Salıilı. Bed'ii'l-Halk, 6; MUslim, Kader, 1; Ebu Davfid. SUnenli Eb! Davud, Sünnet, '•"v.
34 Ahmed b. Hanbel, lV, 7; Müsllm, Kader, 2, 4.
35 Mü'ıninfin, 23/ 12-14. (Ayette zikredilen süreçte "ay" ifadesi geçmemektedir. Sadece süreç ifade edilmektedir. Dört safhayı 40'ar günlük dilimler olarak kabul etmek ve ayeti, hadise delil olarak zikretmek yanlıştır. Böyle bir yorum yani ayeti bu hadise göre yorumlamak, ayeti ınüsbet iliıniere zıtınış gibi gösterir. Bu son dereec sakıncalıdır. Bkz: Yıldırım, Enbiya, Geleneksel Hadis Yorumculuğu, 53).
36 Çeker, "Çocuk Düşürme" ıııd., DİA, 1993, VIII, 364. 
 ne kastedildiğidir. İnsan ruhunun mahiyeti konusunda, din alimleri, filozoflar ve tıp uzmanları binlerce yıldır çalışmalar yapmışlardır. Bunlardan kimisi ruha hayat, kimisi nefis demiştir. Oysa söz konusu edilen ayet ve hadislerden ruhun hayat anlamına gelmediği açıkça anlaşılabilir. İnsanın anne karnındaki (ayet ve hadislerde geçen) ruhun üflenmesinden önceki halinin ve ruhun üflendiğinden hiç bahsedilmeyen bitki ve hayvanların canlılığı konusunda, bugünkü modern ilimierin araştırmaları neticesinde herhangi bir şüphe kalmamıştır. Nefsin de hayattan farklı olduğunu şu ayetten çıkarabiliriz: "Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını ( enfiis) alır da ölümüne hükmettiği canı tutar( alır) ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. "
37 Bu ayette "enfüs (nefsin çoğulu)" hayat, canlılık anlamında kullanılamaz. Çünkü uyuyan birisinin hayatta olduğu ve canlılığı kesindir. Dolayısıyla "ruh", "hayat( canlılık)" ve "nefis" birbirinden farklı ve birbirine karıştınlmaması gereken kavramiardır. Ruh üflemenin mana ve mahiyeti tıpkı ruhun kendisi gibi bilinmediğinden; cenin ruh üflenmeden önceki ile sonraki hali ve ruhun üflenmesinin ona canlılık dışında ne kattığı bilinmemektedir. Allah Teala, "Sana ruhu sorarlar. De ki: Rabbimin emrindedir. Size az bir ilimden başkası verilmemiştir"
38 ayetiyle ruhun mahiyetinin insanlar için meçhul olduğunu ve ancak kendisinin açıkladığı kadar bilinebileceğini ifade etmiştir. Ruh kelimesi Kur'an-ı Kerim'in pek çok ayetinde çeşitli anlamlarda geçmek te dı.r . K ur ·a~ n-ı K en.m ,
39 C e b raı· 1,4 o va h.ı y,
4ı ı· sa,
4?- k uvvet
43· ve anne karnındaki insana üflenen ruh
44 anlamlarında kullanılmıştır. Cenine ruhun üflenmesi ayetlerde bulunmakla beraber, bunun zamanı ile ilgili bir açıklama yer almamaktadır. Hz. Peygamberin ruhun üflenmesi hakkındaki açıklaınalarına
45 dikkat edilecek olursa; birinci rivayette, önce .. }"_. r.,. ("'> ,, ' O''< T oT <' ,.-,. •• • T • <o ' <o < t < ...... .. ~u, ı......_y nfıuuwu ı-:., rKeK ua KtZ nu: ounun uzenne yuz.uır. 1-uneu. esen, eceu ve rızJa an yazıur. ,:,onra sayfalar diiriiliir. Bundan sonra ne artlŞ ne de azaliş olur." (Ahmed b. Hanbel, IV, 7; Müsllın, Kader, 2, 4.)
46 Mü'minfın, 23/12-14; Hac, 22/5.
47 En'am 6/ I5ı ( •.. fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin ... ); İsrii 17/ 31 (Haklı bir sebep
olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın ... ); diğerleri için bkz: Nisii, 4/92. 93; Maide,
5/32; Mümtenine, 60/12.
Bul
Alıntı
|




Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi