Ana içeriğe geç

facebook youtube twitter
Hollandalı Gurbetçiler

MÜCÂDELE SÛRESİ 10. AYET TEFSİRLERİ:

Konu

#1
[Resim: 120120463_338007750866772_48085985018278...e=5F9436AF]
“Onların kendi aralarında yaptıkları gizli görüşmelerin ve fısıldaşmaların çoğunda hayır yoktur. Ancak sadaka vermeyi, iyilik yapmayı ya da insanların arasını düzeltmeyi emredenlerinki bunun dışındadır. Kim bunu Allah’ın rızâsını kazanmak niyetiyle yaparsa, ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisâ 4/114)
Gizli konuşma durumunda olduğunuz zaman, günah ve Elçi’ye karşı gelme hususunda konuşmayın, birr ve takvâ hususunda konuşun.
O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, mü’minlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler. (Mücâdele Suresi 10. Ayet)
Günah, düşmanlık ve Elçi’ye başkaldırı hususundaki gizli konuşmalar, şeytanî işlerden olup iman edenleri üzmek içindir. (Oysa o [şeytân], Allah’ın izni olmadıkça, onlara [mü’minlere] hiçbir zarar veremez. Ve öyleyse mü’minler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.)
Anlaşıldığı üzere fısıldaşan, gizli gizli kumpas kuranlar münâfıklardır. Bu âyet grubunun iniş sebebi olarak şu bilgiler aktarılmıştır.
İbn Abbâs dedi ki: “Bu kendi aralarında fısıldaşarak gizlice konuşan ve bu arada mü’minlere bakan ve birbirlerine göz kırpan Yahûdilerle, münâfıklar hakkında inmiştir.”
Mukâtil dedi ki: “Peygamber (s.a) ile Yahûdiler arasında bir antlaşma vardı. Mü’minlerden bir kimse onlara uğradı mı kendi aralarında –o mü’min kişi kötü birtakım zannlara kapılıncaya kadar– gizlice konuşuyorlardı. O da yoluna gitmekten vazgeçiyor, geri dönüyordu. Rasûlullah (s.a) onlara böyle yapmamalarını söyledi ise de onlar vazgeçmeyince bu âyet-i kerîme nâzil oldu.” (Kurtubî, el-Câmiu li Ahkâmi’l-Kur’ân.)
Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler.
"Ey iman edenler! Gizli konuştuğunuz zaman..." Müminler gizli konuşmalardan, fısıldaşmalardan mutlak surette men edilmeyip, ancak günahtan, şuna buna zulüm ve tecavüz etmek ve Hz. Peygamber'e isyan mahiyetinde şeyler konuşmaktan nehyediliyorlar. Gizli görüşmeler yaptıkları zaman da hayra, hasenâta ve Allah'ın azabından korunma yollarına dair hususlarda konuşmakla emrolunuyorlar. Buhârî, Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud'un İbnü Mes'ud'dan yaptıkları rivayette Hz. peygamber buyurmuştur ki, "Üç kişi bir arada bulunduğunuz zaman, insanlara karışıncaya kadar ikiniz diğerini bırakıp da fısıldaşmayın. Çünkü bu durum onu mahzun eder." Âlimler demişlerdir ki, iki kişi bir üçüncü şahsın yanında onun anlamadığı bir lisanla konuştuklarında eğer o bundan üzüntü duyuyorsa, bu da tıpkı yukardaki gibidir. (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Tefsiri)
Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur:
“Üç kişi bir arada bulunduğunuz zaman, insanlara karışıncaya kadar ikiniz diğerini bırakıp fısıldaşmayın. Çünkü bu durum onu üzer.” (Buhârî, İstizan 47; Müslim, Selam 37, 38)

Bu hadis-i şerife istinâden, eğer üzüntü duyacaksa, iki kişinin, üçüncü bir şahsın yanında onun anlamadığı yabancı bir dille konuşmalarının da doğru olmadığı bildirilmiştir.
Bu âyet-i kerîmelerden şu neticeleri çıkarmak mümkündür:
İnsan daima Allah Teâlâ’nın gözetimi altındadır. Her şeyi gören ve bilen Allah, insanın tüm davranışlarını kontrol etmektedir. Bu sebeple insanın bütün kötü düşünce ve niyetlerden, mü’minlere karşı gizli ve açık hile, tuzak ve entrikalardan, söz veya davranışla başkalarını incitmekten kaçınması, kötü işlerin ve planların konuşulduğu yerlerden uzak durması gerekir.

Toplumda şüphe ve rahatsızlık uyandıracak fiskos ve fısıldaşmalardan uzak durulmalıdır.
İnsanların duygularına ve izzet-i nefislerine saygılı olunmalıdır.
Amirlerin ve idarecilerin meşrû emir ve yasaklarına uyulmalıdır.
Mü’minlerin meclislerinde sadece fert ve toplumun faydasına olan işler konuşulmalıdır.
Şimdi de, toplantı yerlerinde mü’minlerin uyması gereken edeplere dikkat çekiliyor:
Gizli konuşmalar, ancak iman edenleri üzmek için şeytandandır. Halbuki Allah'ın izni olmadıkça onlara hiç bir şeyle zarar veremez. Mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler. (İbni Kesir)
"Gizli konuşmalar şeytandandır" ayet-i kerimesinin açıklaması. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede buyuruyor:
"Gizli konuşmalar şeytandandır." (Mücâdele sûresi, 10)
Necvâ, gizli gizli konuşmak, fısıldaşmak demektir. İslâm'ın başlangıcında İslâm düşmanları bir araya gelir ve gizli gizli bir şeyler fısıldaşırlardı. Yasaklanmış olmasına rağmen onların bu yasağa uymayıp günah işlemek, düşmanlık yapmak ve Hz. Peygamber’e karşı gelmek hususunda gizli gizli konuşmaya devam ettikleri aynı sûrenin sekizinci âyetinde haber verilmektedir. Onların maksadının "mü'minleri üzmek" olduğu onuncu âyetin devamında açıkca bildirilmektedir. Şeytanın işi de zaten müminleri üzmek, şaşırtmak ve yoldan çıkarmaktır. Ne var ki, "Şeytan, Allah'ın izni olmadıkça mü'minlere hiç bir zarar veremez." Bunun için mü'minlerin Allah'a güvenip dayanmaları gerekmektedir.

METAFİZİK ARAŞTIRMACI
Alıntı

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da