Ana içeriğe geç

facebook youtube twitter
Hollandalı Gurbetçiler

TARİHTEKİ EN BÜYÜK FRİZ İMPARATORLUĞU: “MAGNA FRISIA” (600 – 734)

Konu

#1
TARİHTEKİ EN BÜYÜK FRİZ İMPARATORLUĞU: “MAGNA FRISIA” (600 – 734)

     Yüzyıllar boyunca farklı devletlerin ve kavimlerin saldırısına uğrayan, çeşitli katliâmlara ve aklı almaz zûlümlere maruz kalan ve fakat hepsine karşı da direnmesini bilen Frizler, takvimler 600 yılını gösterdiğinde, tarihleri boyuncaki en büyük imparatorluklarını, en güçlü devletlerini kurarlar: Magna Frisia.

     Frizler artık kimliksiz ve savunmasız değildir. Zirâ bir devletleri vardır.
     Güçlü bir devlet.

     Magna Frisia. Büyük Friz İmparatorluğu.
     600 – 734 yılları arasında varlığını sürdüren Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia)’nun sınırları, güneyde bugünkü Belçika’nın Batı Flandre (Flm.West – Vlaanderen; Frsz. Flandre – Occidentale) ilinin merkezi olan Brügge (Flm.Brugge; Frsz. Bruges) şehri yakınlarındaki Zwin Millî Parkı’na, batı sınırları bu noktadan başlayarak bütün Kuzey Denizi (o zamanki ismi Frizya Denizi) kıyıları boyunca bugünkü Hollanda’nın Zelanda (Friz. Seelân; Flm. Zeeland) ili, Lahey (Friz.De Haach; Flm. Den Haag) ve Den Helder (Friz. De Helder; Flm. Den Helder) şehirlerine, doğu sınırları bugünkü Almanya’nın Bremen eyaletinin Bremerhavenşehrine kadar uzanıyordu. Kuzey sınırları ise baştan başa Kuzey Denizi sularıydı.

[Resim: 21...-0-a-768x883.jpg]
[img=500x0]http://www.sediyani.com/wp-content/uploads/2016/09/21...-0-a.jpg[/img]Friz İmparatorluğu (600 – 734)
     Haritada da rahatlıkla göreceğiniz üzere, Friz İmparatorluğu (600 – 734)’nun batı ve kuzey sınırları olduğu gibi Frizya Denizi (şimdiki ismi Kuzey Denizi) sularıdır. Dolayısıyla Frizler için “tehlike” ve “dış saldırılar”, her zaman için güney ve doğu cihetlerindendir. Oralarda ise Franklar ve Saksonlar yaşamaktadır. Yani bugünkü Fransızlar’ın ve Almanlar’ın ataları.

     Fransızlar’ın ataları güneyden, Almanlar’ın ataları da doğudan sürekli bir biçimde Frizler’i rahatsız etmektedirler.

    600 yılında Frizya İmparatorluğu kurulduğunda, “başkent” olarak Dorestêd şehri (bugünkü Utrecht ilinin Wijk bij Duurstede ilçesi) seçilmiştir. Magna Frisia’nın başkenti olan Dorestêd, günümüzde 23 bin 392 nüfûslu küçük bir ilçedir ve Wijk bij Duurstedeismini taşımaktadır. Hollanda’nın Utrecht iline bağlı bir ilçedir.

     Frizler tarafından kurulan bir yerleşim birimi olan Dorestêd (günümüzde Wijk bij Duurstedekentinin, Friz İmparatorluğu’na başkentlik yapmaya başladığı 600 tarihinde 2500 – 3000 kişilik bir nüfûsa sahip olduğu kaydedilmektedir.

[Resim: 21...-0-b-768x438.jpg]
[img=503x0]http://www.sediyani.com/wp-content/uploads/2016/09/21...-0-b.jpg[/img]1841 – 42 yıllarında Hollanda’nın Utrecht ilinin Wijk bij Duurstede ilçesinde (Friz İmparatorluğu’nun başkenti Dorestêd) yapılan kazılarda bulunan ve Friz İmparatorluğu’na ait çeşitli imparatorluk eşyaları. Bu eşyalar bugün Utrecht Müzesi’nde muhafaza edilmektedir. (solda)
Dorestêd şehrinin “başkentlik tacı”, yapılan kazılarda bir çukurun içinde bulundu. Bu muhteşem “pay-i tahtlık tacı”, bugün Hollanda’da Leiden Eski Eserler Müzesi’nde sergilenmektedir. (sağda)


     Tarım ve hayvancılıkla, artı balıkçılıkla uğraşan Frizler, güçlü bir ekonomiye sahipti. Ayrıca ticaret yollarının kavşak noktası olmalarından dolayı da Frizya kentleri büyük bir avantaja sahipti.
     Friz İmparatorluğu, para basan bir devletti ve “para birimi” vardı. Magna Frisia’nın para birimi, “Skeatta” idi.

[Resim: 21...-0-c-768x488.jpg]
Friz İmparatorluğu’nun para birimi “Skeatta”

     Toplam 50 bin km²’lik geniş bir coğrafyaya hükmeden Friz İmparatorluğu’nun genel nüfûsunun 150 bin ilâ 200 bin arası olduğu nakledilmektedir.
     600 – 734 tarihleri arasında varlık gösteren ve tam 134 yıl tarih sahnesinde kalan Friz İmparatorluğu, kuruluşundan yıkılışına kadar toplam 4 kral gördü. Friz kralları sırasıyla şunlardır:

     – Audulf (? – ?)Frizya’nın ilk kralıdır. Frizya İmparatorluğu’nun kurulduğu 600 yılından 630 yılına kadar Magna Frisia’yı yönetmiştir. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir.

     – Aldgillis (? – 680): Frizya’nın ikinci kralıdır. 650 yılından ölümüne kadar, tam 30 sene Frizya’yı yönetmiştir.

     – Redbad (? – 719): Frizya’nın üçüncü kralıdır. 680 yılından ölümüne kadar 39 sene Frizya’yı yönetmiştir.

     – Poppo (674 – 734): Frizya’nın son kralıdır. 719 yılından imparatorluğun yıkılışına ve kendi ölümüne kadar Frizya’yı yönetmiştir.

[Resim: 21...-0-d.jpg]
Friz İmparatorluğu’nun ikinci kralı Aldgillis (solda) ve üçüncü kralı Redbad (sağda). Her iki kralı da Frizya millî bayrağı önünde resmedilmiş halleriyle görüyorsunuz. Bu bayrak, aynı zamanda günümüzde Hollanda’nın resmî ismi Frizya (Friesland) olan ilinin de bayrağıdır.

     Friz İmparatorluğu (Friz. Fryske Ryk; Lat. Magna Frisia), küçük küçük beylikler halinde örgütlenmiş Friz federasyonlarının 600 yılında “millî birlik”ini sağlamalarıyla kurulmuşu. İmparatorluğun ilk kralı, Audulf (? – ?)’tur.

     Audulf, imparatorluğun kurulduğu aynı yıl Frizya’ya saldıran Franklar’a karşıEastargoa’da (bugünkü Holllanda’nın Frizya ilinde, Kuzey Denizi kıyısındakiOostergo) başarılı bir savaş verdi ve Kral II. Chlothar (584 – 629) yönetimindeki Franklar’ı geri püskürttü.

     Tıpkı imparatorluğun kuruluşundan önce olduğu gibi, devletlerini kurduktan sonra Frizler sürekli komşu devletlerin ve kavimlerin saldırılarına uğradılar. Ülkenin batısı ve kuzeyi suydu, güvendeydi, ama güneyden ve doğudan sürekli taciz ediliyorlardı.Sebep ise dînseldir: Frizler Hristiyan değildir ve olmaya da niyetli değildir. Komşu devletler ve kavimler ise onları “Hristiyanlaştırmaya” çalışıyorlardı.

     Kral II. Chlothar’ın ölümünden sonra Frank tahtına çıkan oğlu I. Dagobert (603 – 39), emrindeki Franklar’ı 630 yılında yeniden Frizler’in üzerine saldırttı. Franklar bu kez kuzeyden değil, güneyden saldırmışlardı.

     Fryske Ryk (Friz İmparatorluğu)’in başkenti olan Dorestêd (bugünkü Wijk bij Duurstede) civarlarına kadar gelen Franklar, imparatorluğun başkenti Dorestêd’i ele geçirirler ve Dorestêd yakınlarındaki Utert (bugünkü Utrecht) kentinde bir kilise inşâ ederler. Bu, Frizya topraklarında kurulan ilk kilisedir. (NOT: O dönemde Dorestêd / Duurstede başkent ve Utert / Utrecht ise kendisine bağlı bir ilçe. Bugün ise Utert / Utrecht il merkezi ve Dorestêd / Duurstede ise kendisine bağlı bir ilçe.)

     İmparatorluğun başkenti, tam 20 yıl Franklar’ın işgalinde kalır. 20 yıl sonra, Frizler büyük bir atak yaparak 650 tarihinde başkent Dorestêd ve yakınlarındaki Utert(Utrecht)’i tekrar kurtarırlar ve Franklar’ı geri püskürtürler.

     Pay-i taht yeniden kurtarılınca, Frizler yeni krallarını seçerler ve bu, Aldgillis (? – 680) olur. (NOT: Yukarıda Friz İmparatorluğu’nun 4 kralını, hangi tarihler arasında krallık yaptıklarıyla beraber vermiştik. Dikkat ederseniz, yukarıdaki krallık silsilesinde, 630 – 650 yılları arasında 20 yıllık bir boşluk vardır. İşte bunun sebebi budur. Pay-i taht işgal altında olduğu için, Frizler bu dönemde kralsız kalmıştır.)

     Savaşçı bir karaktere sahip olan 1. Friz Kralı Audulf’un aksine oldukça barışçı bir karaktere sahip olan, ayrıca devlet adamlığı ve siyaset gibi alanlarda müthiş kabiliyetli 2. Friz Kralı Aldgillis döneminde Frizler neredeyse – başta Franklar olmak üzere – tüm komşularıyla barış içinde yaşadılar. Kral Aldgillis, komşu devletlerin ve kavimlerin olası saldırılarını üstün diplomatik zekâsı ve devlet adamlığıyla önlüyordu.

     Friz Kralı Aldgillis 680 yılında ölür ve tahta Redbad (? – 719) çıkar.
     Frizler’in üçüncü kralı Redbad, halkı için oldukça kritik bir zamanda tahta çıkmıştı. Zira bu dönem, tamamı Hristiyan olan komşu devletlerin ve kavimlerin, bölgenin Hristiyan olmayan tek kavmi olan Frizler’i Hristiyanlaştırmak için her türlü entrikayı çevirdiği ve saldırılar düzenlediği bir dönemdir.
     Redbad, bütün bir krallığı boyunca halkını “Hristiyanlık tehlikesine” karşı korumak için mesai harcamıştır.

     ► FRİZLER HRİSTİYANLIK’TAN ÖNCE GERÇEKTEN PUTPEREST MİYDİ YOKSA DEİST Mİ?
     Alman ve Flaman kaynaklarında, Hristiyanlık’tan önce Frizler’in putperest olduğu yazılmaktadır. Hatta Almanya ve Hollanda’daki okullarda bile böyle öğretilmektedir. Pagan olduklarını ileri süren araştırmacılar da var. Ancak bunlar gerçeği yansıtmaktan uzak olup, daha çok “siyasî” nedenlerle ortaya atılmış görüşlerdir.

     Alman ve Flaman kaynaklarında Frizler’in Hristiyanlık’tan önce putperest veya pagan olarak resmedilmesinin sebepleri şunlar olabilir:
     1 – Hristiyanlık’tan önce putperest ve pagan olduklarını ileri sürerek, Frizler’in Hristiyanlık’ı seçmekle ne kadar “müspet” bir iş yaptıklarını kanıtlamak (!). Nitekim Frizler, zorla ve baskıyla, soykırım uygulanarak Hristiyanlaştırılmış bir kavimdir ve Batı Avrupa’nın en son Hristiyanlaştırılmış halkıdır. Onların Hristiyanlık’tan önce putperest ve pagan olduklarının ileri sürülmesi, Hristiyan yapmak için gerçekleştirilen zûlüm ve katliâmları aklama ve meşrû gösterme çabası olarak okunabilir.

     2 – Semavî dînlere mensup olanların, semavî dînlere mensup olmayan herkese “putperest” gözüyle bakma eğilimi. Bu eğilim, hem Hristiyanlar’da hem de Yahudîler’de ve Müslümanlar’da mevcut.

     Nitekim 1492’den başlayarak Kızılderili Kıt’âsı’nı işgal eden Hristiyan Beyaz Adam, topraklarını işgal ettiği ve soykırıma uğrattığı Kızılderililer’e de aynı gözle bakıyordu. “Putperest” olarak gördükleri Kızılderililer’e Hristiyanlık propagandası yapan ve onları zorla Hristiyanlaştırmaya çalışan Beyaz Adam’a ve papazlarına, Kızılderili ReisiZitkala Ša (1876 – 1938)’nın tarihî ve müthiş bir cevabı vardır.

     Kızılderili reisi Zitkala Ša’nın, ekolojik yaşamlarını “ilkellik” ve doğa ile barışık dînî inançlarını da “putperestlik” olarak görüp Kızılderililer’i zorla Hristiyanlaştırmaya çalışan Beyaz Adam’a söylediği o muhteşem söz şudur:
     “Tabiâtın bahçelerinde küçük bir çocuk hayretiyle gezinirken, kuşların şakımasında, suların çağıldamasında ve çiçeklerin tatlı kokusunda Yüce Yaratıcı’nın fısıltılarını duyarım. Siz buna putperestlik mi diyorsunuz?”

     Nitekim Kızılderililer’in hiç de Beyaz Adam’ın iddiâ ettiği gibi “putperest” olmadıklarını, bugün bütün dünya bilmektedir. Hatta Kızılderililer’in dînî inançları ve Yaratıcı’ya duydukları doğal sevgi, dünya genelindeki Müslümanlar’ın, Hristiyanlar’ın ve Yahudîler’in dahi hayranlığını kazanmıştır.

     Frizler’in Hristiyanlık’tan önce putperest ve pagan olmadıklarının en önemli kanıtı, Hristiyanlık’tan önce pagan olan Romalılar’ın dînlerinden dolayı sürekli Frizler’e saldırmaları, dînî inançlarını değiştirmeleri için Frizler’e her türlü zûlmü ve hatta soykırım uygulamasıdır. Daha Hz. İsa (as) doğmamışken, Romalılar Frizler’i dînlerini değiştirmeleri için katlediyor, kadınlarını ve çocuklarını köle yapıp köle pazarlarında satıyordu ki, biz bütün bu tarihi bir önceki bölümde anlatmıştık. 

     Aynı dîne inanmadıkları için pagan ve putperest olan Romalılar’dan bütün bu zûlümleri gören Frizler, demek ki pagan veya putperest değildiler.
     Frizler Yaratıcı’ya inanıyorlardı ama dînsizdiler. Yani putperest olmadıkları gibi, ateist de değildiler. Frizler o dönem kendilerini itikadî anlamda nasıl tanımlıyorlardı, bunu bilmiyoruz, ancak Frizler’in o dönemki itikadî yapısına günümüz terminolojisinde“Deizm” deniyor.

     Frizler Allah’a (Tek Tanrı’ya, Yaratıcı’ya) inanıyorlar, fakat herhangi bir dîne inanmıyorlardı. Dînsiz bir topluluk idiler ama Yaratıcı’ya imân ediyorlardı.Günümüz terminolojisiyle nitelemek gerekirse, “Deist” bir kavim idiler. Böyle olduğu için, hem Hristiyanlık’tan önce Romalılar tarafından, hem de Hristiyanlık’tan sonra Keltler ve Franklar (günümüzdeki Fransızlar’ın, Flamanlar’ın ve Almanlar’ın ataları) tarafından korkunç zûlümlere ve baskılara maruz kaldılar, akıl almaz işkenceler gördüler.

[Resim: 21...-0-e-768x300.jpg]
[img=507x0]http://www.sediyani.com/wp-content/uploads/2016/09/21...-0-e.jpg[/img]Frizler’in komşu Haçlı devletlerin saldırılarından önce kendi topraklarında huzur içinde yaşadıklarını anlatan bir resim
     Ne için yaptılar bütün bu akılalmaz zûlümleri? Bunca acıyı, zûlmü, köleleştirilmeyi, soykırıma tabi tutulmayı mazlum Friz halkı neden yaşadı? Bir tek “suçları” (!) vardı: Avrupa devletlerinin resmî dîni olan Hristiyanlık’ı benimsemediler, inanmak istemediler.

     Frizler ateist değildiler, Yaratıcı’ya inanıyorlardı. Hatta dûâ da ediyorlar, kendilerince Yaratıcı’ya ibadetlerini de yapıyorlardı. Ancak Yaratıcı’ya inanmak yetmiyordu, soykırım ve tecavüzden kurtulmak için. İnsanoğlunun Yaratıcı’nın adını kullanarak kurduğu “Dîn”e de inanması gerekiyordu. Yaratıcı’nın çocuk doğurduğuna, bir oğlunun olduğuna ve onu insanlara “elçi” olarak yolladığına, gökten kitaplar gönderdiğine, yarattıklarının bir kısmına yine kendisinin yarattığı diğer toplulukları kılıçtan geçirmeyi emrettiğine, kadınlarını ve çocuklarını da köle yapmalarını istediğine, bunu yapmazlarsa sonsuza dek ateşte yakmakla tehdit ettiğine inanmaları gerekiyordu.

     Frizler bunlara inanmadığı için, erkekleri katliamdan geçiriliyor, kadınları ve çocukları köle yapılıyor, büyükbaş hayvanları boğazlanıyor, köy ve şehirleri yakılıp yıkılıyordu.
İmage
Alıntı

Bir hesap oluşturun veya yorum yapmak için giriş yapın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

ya da
Task