Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Türkiye, Almanya ve İsviçre Medeni Kanunlarında Kadın - Erkek Eşitliği
#1
Türkiye, Almanya ve İsviçre Medeni Kanunlarında Kadın - Erkek Eşitliği

Türk Medeni Kanunu ve Önemi:

17 Şubat 1926 da kabul edilen ve 4 Ekim 1926 da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu (TMK.) Cumhuriyetimizin kuruluşunu takiben yapılan hukuk devriminin en temel yasasıdır. Türk Hukukunu dinsel hukuk çevresinden çıkarıp Kara Avrupası Hukuku çevresine sokan bu devrim ile ümmetten ulus, kuldan yurttaş yaratılmıştır. 1907 tarihli İsviçre Medeni Kanununun (İsv.MK.) bazı ufak değişikliklerle tam bir tercümesi olan TMK.nun özellikle Aile Hukuku bölümünde köklü bir hukuk reformu yaşama geçirildi. O zamana kadar din kurallarına dayandırılan aile kurumunda, erkeğin üstünlüğü ve kadın erkek eşitsizliği temel ilke idi. TMK.nun kişilerin özel yaşamına ait ilişkilerini düzenleyen hükümleri aynı zamanda kadın erkek eşitliğinin de başlangıcını oluşturdu (1). Örneğin Şahsın Hukuku, Eşya, Miras, Aile Hukuku Nişanlanma Bölümü maddeleri, "herkes", "taraflar", "nişanlılardan biri", "sağ kalan eş" ifadeleri ile başla makta ve bu eşitlik prensibine uygun olarak kadın erkek ayırımı yapılmaksızın kişiler esas alınmaktadır. TMK.nun kabulü ile Türk kadınına, özel yaşamında o zamana kadar sahip olmadığı haklar, en modern ülkeler düzeyinde yasal olarak tanındı; kadınlar, evlenme, boşanma, miras, mal edinme vb. konularda erkeklerle eşit haklara sahip oldular. TMK. ile erkeğin birden çok kadınla evlenebilmesi yerine tek eşlilik, erkeğe tanınan boşanma hakkı (talak) yerine kadının ve erkeğin yasada yer alan sebeplerle boşanma davası açabilme hakkı, mirastan erkek çocuğun tam pay, kız çocuğun yarı pay alması yerine kız ve erkek çocuğun eşit pay almaları kabul edildi. TMK.nun yürürlüğe girmesinden önce kız çocuklar buluğa erdiklerinde kendi rızası bile olmaksızın dedesi veya babası tarafından evlendirilebilirdi, TMK. ile yasal evlilik yaşı olarak 1938 de yapılan değişikliğe kadar erkekler için 18, kızlar için 17 yaşın bitirilmesi şartı kabul edildi, değişiklikten sonra bugün de geçerli olan yasal evlilik yaşı erkekler için 17, kızlar için 15 yaşın bitirilmesidir. TMK.na göre evlilik birliği resmi evlendirme memuru önünde kurulabilir, dini nikah ise ancak resmi nikah belgesine dayanarak yapılabilir (MK.110).Çocukların velayetini babanın tek başına kullanması yerine son söz babanın olmakla birlikte anaya da velayet hakkı tanındı (2). Laik hukuk düzeninin en temel yasası olan TMK., bu özelliği gereği, zaman içinde yaşanan sosyal, kültürel, toplumsal, ekonomik vb. gelişmeler doğrultusunda değiştirile- bilir, yeniden düzenlenebilir. Türk Medeni Kanunu kabulünün 70. yılında, hukuk devriminin gelişmeye açık olma ilkesine uygun olarak, yaşam koşullarındaki gelişmelere göre yeniden gözden geçiril- meli ve günün şartlarına uyumlu olacak değişiklikler yapılmalıdır.. Kabul edildiği yıllarda kadınlar açısından devrim niteliğinde haklar tanıyan TMK.nun bugün özellikle "evli kadın" ile ilgili maddelerinde, Batı ülkelerinde 1940'lardan beri adım adım yaşama geçirilmiş olan değişiklikler de gözönünde tutularak eşitlikçi bir anlayışla yeni düzenle- meler yapılmalıdır.

TMK. yürürlüğe girdiği yılllarda, gerek ülkemizde, gerekse dünyada hakim olan anlayı- şa göre, evli kadın ev işleri yapan, çocukları büyüten, erkek (koca) de ailenin geçimini sağlamak için bir işte çalışan kişi idi ve yasalardaki hükümler de bu görev bölümü anlayışına uygundu. Ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında bilimde, teknolojide, ekonomi- de ve sosyal, kültürel alanda yaşanan son derece hızlı değişime uygun olarak kadının konumu da farklılaştı. Kadının her alanda yer almaya başlaması ile yasadaki hükümler sosyal düzenin gerisinde kaldı. Sosyal, kültürel, ekonomik yaşamdaki gelişmeler, aile içinde de karı koca arasındaki roller ayırımını, eşitsizliği hergün biraz daha ortadan kaldırmaktadır. Evlenmeden önce hukuken eşit konumda olan kadın evlendiğinde "koca ailenin reisidir, evlilik birliğini koca temsil eder, kadın kocasının soyadını taşır, oturulacak evin seçimi kocaya aittir" hükümleri gereğince kocasının muavin ve müşaviri durumunda olup yasal olarak kısıtlanmaktadır. TMK.nun Aile hukuku bölümünde yapılacak değişiklikle kadın erkek eşitliği yasal olarak da yaşama geçirilmelidir.

Alman ve İsviçre Medeni Kanunlarında Yapılan Değişiklikler ve Alman Eşit Haklar Yasası:

Batı ülkelerinde (Alman,İsviçre,Fransa, Avusturya) Medeni Kanunları kabul edildiği tarihlerde, karı kocanın aile içinde farklı görevleri olduğu (roller ayırımı) anlayışı hakimdi ve bu anlayışa uygun olarak Aile hukuku bölümünde kadın (karı) ile erkek (koca) arasındaki geleneksel eşitsizliği yansıtan hükümler yer almakta idi. Örneğin 1896 tarihli Alman MK.(BGB) 1354. paragrafında "evlilik birliğine ilişkin bütün işlerde karar verme yetkisi kocaya aittir" (3). 1907 tarihli İsviçre MK. (ZGB) 160. md.sinde "evlilik birliğinin başkanı kocadır" hükmüne yer verilmişti. Fransız MK. 213. md.de "koca karısını korumak, kadın da kocasına itaat etmekle yükümlüdür" hükmü yer almaktaydı (4). Bu yasalarda aile adı, ikametgah seçimi, velayet hakkı kullanımı vb. konulardaki hükümler de karı koca arasında eşitsizlik içermekteydi. Ülkelerin Anayasalarında yer alan "herkes dil, din, ırk, cinsiyet ayırımı gözetilmeksizin yasalar önünde eşittir" hükmünün aslında kadın erkek eşitliğini de içermesi gerekmektedir, ancak bu hükme rağmen birçok yasada olduğu gibi Medeni Kanunda ve özellikle Aile Hukuku bölümlerinde "evli kadın" ile ilgili maddelerde bu eşitlik prensibine aykırılık görülmektedir. Ekonomik ve sosyal hayattaki gelişmeler karı koca arasındaki eşitsizliği hergün biraz daha ortadan kaldırmakta olduğundan Batı ülkelerinde bu gelişmeyi izleyen kanun- koyucu, yasalarda değişiklik yaparak eşitsizlik içeren maddeleri yürürlükten kaldırmıştır. Alman Medeni Hukukunda karı koca arasında yasal eşitlik sağlamak için adım adım gelişme kaydedilmiştir. Almanya'da Aile Hukukunda yapılan ilk değişikliklerin temelinde Alman Hukukçu Kadınlar Birliğinin önderliğinde güçlü bir kadın hareketinin olduğu görülüyor (5). Almanya'da 1949 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile, Art. 3/II "kadın erkek eşit haklara sahiptir" hükmü konuldu ve yasalardaki eşitlik ilkesine aykırı hükümlerin 31.3.1953 tarihine kadar yürürlükte kalabileceğini, bu arada yasal eşitliği yaşama geçirmek üzere çalışmaların yapılması gerektiğini, bu tarihten sonra eşitsizlik içeren tüm maddelerin yürürlükten kalkmış sayılacağını ifade edn hüküm de yer aldı (Anayasa Art. 117/I) (6). Böylece, 1953 yılında kadın erkek eşitliğine aykırı hükümler Anayasa gereğince yürürlükten kalktı. Yasal düzenlemeler yapma yolunda çalışmalar sürdürüldü ise de 1953 yılına kadar tamamlanamadı. 18.6.1957 yılında Karı Kocanın Medeni Hukuk Alanında Eşit Yetkilere Sahip Olmaları Hakkında Kanun (Gesetz über Gleichberechtigung von Mann und Frau auf dem Gebiet des bürgerlichen Rechts) (kısaca Eşit Haklar Yasası)nın kabulü ile özel hukuk alanında eşitsizlik içeren kuralların yerine eşit haklar tanıyan yeni düzenlemeler getirildi (7). Eşit Haklar Yasası 1.7.1958 de yürürlüğe girene kadar bu beş yıllık süre içinde bir yasa boşluğu yaşandı (8). Eşit haklar ilkesinin (Anayasa Art. 3/II, III) yürürlüğe girmesi ile Eşit Haklar Yasasının yürürlüğe girmesi arasındaki zaman içinde tartışmalı konuların çözümü içtihatlar yolu ile sağlandı. Alman Anayasa Mahkemesinin kararları bu bakımdan önem taşımaktadır (9). Bu kararlardan birkaç örnek vererek eşitlik ilkesi doğrultusunda sorunlara nasıl çözüm getirdiğini görebiliriz: "Ev dışında gelir getiren bir işte çalışmayan kadının, yaptığı ev işleri ve çocukların yetiştirilmesi ve kocasına yardım etmesi şeklindeki çalışması ile, kocanın para kazanmak için bir işte çalışması ailenin geçimine katkı olarak eşit değerdedir..." (B Verf GE 22,368; 17,11). "Anayasa Artikel 3/II nin en önemli sonuçlarından biri, ev işlerinin, çocuk yetiştirmenin hukuken değersiz sayılmasına bir son verilmesini ve hakkaniyete uygun bir şekilde bu işlerin nazarı itibare alınmasını sağlamasıdır" (B Verf GE 17, 12). "Evlilik kurumu, ailenin temeli ve milletin gelişmesi açısından Anayasada özel olarak korunur (Art. 119). Evlilik her iki cinsin eşit haklardan yararlanmasına dayanır. Kanun- koyucu Anayasayı, o günün şartlarından ileri götürmek amacını güden bir anlayışla düzenlemiştir ve evlilik içinde de kadın ve erkeğin eşit olacağı sonucuna varmak istemiştir..." (B Verf GE 3, 241 f). " Anayasa Art. 3/II, III gelecekte cinslerin birbirine eşit olacakları anlayışının geçerli olmasını sağlamak amacı ile konulmuştur..." (B Verf GE 15, 345). Yaşanan bu yasal boşluk dönemi 1.7.1958 de yürürlüğe giren Eşit Haklar Yasası ile (Gleichberechtigungsgesetz) eşit haklar ilkesi çerçevesinde yapılmış yeni yasal düzenlemelerle son bulmuştur. Eşit Haklar Yasasının temel prensibi evlilik hukukunda ve çocukla ilgili konularda kadının- annenin hukuki konumunu koca - baba ile eşit duruma getirmek ve Aile Hukukunu ve Evlilik Hukukunu Anayasa Art. 3/II ve 117' ye uygun şekilde düzenlemekti. Sekiz Artikel'den (maddeden) meydana gelen Eşit Haklar Yasasında Artikel 1 başlığı altında Medeni Kanunun (BGB) çeşitli hükümlerinde yapılan değişikliklere yer verilmiştir. Artikel 2 başlığı altında Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununda kadın erkek eşitliğine aykırı hükümlerle ilgili değişikliğe, Artikel 3'de İflas Kanunu değişikli- ğine, Artikel 8'de ise geçiş dönemi ve uygulamaya dair hükümlere yer verilmiştir; yasada yer alan bu yeni düzenlemeler "kadın erkek eşit haklardan yararlanır" ilkesi çerçevesinde yapılmıştır. Artikel 1 başlığı altında yapılan Medeni Kanun (BGB) değişikliğinde; bazı maddeleri (paragrafları) eşitliğe aykırı olduğu için yürürlükten kaldıran, bazı maddeleri de eşitlik ilkesine uygun olarak yeniden düzenleyen hükümlere yer verilmiştir. Örneğin; MK 1354. maddesi :"evlilik birliğine ilişkin bütün işlerde karar verme yetkisi kocaya aittir" hükmü yürürlükten kaldırıldı, ifadesi yer aldı. MK. 1355. maddesinde yer alan " kadın evlendiğinde kocasının soyadını alır" hükmüne "kadın kendi soyadını da taşımak hakkına sahiptir, evlendirme memuruna bunu bildirebilir ve bu bildirim resmen onaylanır." hükmü eklendi. MK. 1356 "kadınlar aile ve evlilik ile bağdaşması koşulu ile bir iş sahibi olabilir"; hükmü yer aldı. MK. 1358 "koca karısının iş ilişkisini belli şartlarla sona erdirebilme hakkına sahiptir" hükmü Anayasa Art. 3/II ve MK. 1356' ya aykırılık gerekçesi ile yürürlükten kaldırıldı. Medeni Kanun 1360 yeniden düzenlendi, buna göre "eşler çalışmaları ve mevcut malvarlıkları ile aileyi uygun bir şekilde geçindirmeye karşılıklı olarak yüküm- lüdürler. Eşlerden birine evin yönetimi verilmişse, bu eş kendi yükümlülüğünü ailenin geçimine emeği ile katkıda bulunmak ve kural olarak ev işlerini yapmakla yerine getirir." ifadesi yer aldı. Bu maddede yer alan anlayışa göre; karı koca aile birliğini ortaklaşa idare etmelidirler. Kadının ev içi işlerini yapması ile kocanın ev dışında para kazanmak için bir işte çalışması eş değerde olduğu esası benimsenmiştir.Bu konuda yasal boşluk olan dönemde Anayasa Mahkemesi kararında benzer ifadelerin yer aldığına daha önce değinmiştik. Medeni Kanun 1363 - 1390. paragrafları yeniden düzenlenmiştir, mal ayrılığı ve mal ortaklığı rejiminin sakıncaları gözönüne alınarak "ilave kazanç ortaklığı" (Zugewinn- gemeinschaft) sistemi kabul edilmiştir. Eşit Haklar Yasası Artikel 1 altında yer verilen mal rejimleri hükümlerinden sonra, Yasanın 2 ila 8. Artikel'leri kapsamında, diğer yasa- larda kadın erkek eşitliğini sağlamak üzere yapılan değişiklikler yer almaktadır, bu yazının konusu Medeni Kanun ile ilgili olduğundan diğer Artikel'lerde yer alan değişikliklere değinilmemiştir. Eşit Haklar Yasası ile değiştirilen Medeni Kanun (BGB) hükümleri daha sonraki yıllarda, evlilik birliği içinde eşlerin eşit hak ve ödevleri olan birer partner olduğu anlayışı ile yeniden ele alındı, 14.6.1976 tarihli Evlilik ve Aile Hukuku Reform Kanunu ile günün koşullarına uygun hale getirildi. Örneğin; Medeni Kanun (BGB) 1355. maddesi, aile adı (soyadı) konusunda 1958 tarihli değişikliğe nazaran daha eşitlikçi bir şekilde düzenlendi.Yeni düzenleme: " Eşler ortak bir evlilik (aile) adı taşırlar. Evlilik akdi sırasında eşler kendi soyadlarından birini aile adı olarak seçmemişlerse, kocanın soyadı aile adı olacaktır. Kendi soyadı aile adı olarak seçilmeyen eş, kendi soyadını da aile adı ile birlikte kullanabilir.Eşler, bu durumu şahsi hal memuruna yapacakları bildirim ile yazdırma hakkına sahiptir." şeklindedir. Almanya'da 1896 tarihli Medeni Kanunda (BGB) kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olması yolunda yapılan çalışmalarda ilk adım 1921 yılında Çocuğun Dini Terbiyesi Hakkında Kanun ile başlamış ve anne ve babanın bu konuda serbestçe anlaşması esası getirilmiştir. 1938 yılında Evlilik Yasası (Ehe Gesetz); ve 1949 yılında en köklü çözüm olan Anayasa değişikliği (Art. 3/II, III) ile kadın erkek eşit haklardan yararlanır ilkesi'nin kabulü; 1958 yılında Eşit Haklar Yasasının yürürlüğe girmesi ; 1976 yılında Evlilik ve Aile Hukuku Reform Yasası'nın çıkarılması; 1980'de "Ana Babanın Bakım ve Gözetimi Hakkının Yeniden Düzenlenmesine İlişkin Kanun" ve diğer başka düzenlemeler ile aile içinde kadın erkek eşitliği sağlanmıştır.

İsviçre'de uzun süre çalışmalar yapıldığı halde aile içinde kadın erkek eşitliğini sağlamak için değişiklik yapılması ancak 1981 yılından sonra yaşama geçirilmiştir. İsviçre Anayasası 4. maddesine eklenen fıkra ile doğrudan uygulanma olanağı olan eşitlikçi bir düzenleme yapılmıştır. İsv. Federal Anayasası 4. maddesine göre: Bütün İsviçreliler kanun önünde eşittir, kadın ve erkek eşit haklara sahiptir, kanun onların öncelikle aile içinde, öğrenimde ve işte eşit duruma getirilmesi için gerekli önlemleri alır, denilmektedir (Art.4/2). Kanunkoyucu Anayasa hükmü ile, cinsiyete dayalı ayrımları kaldırmak konusunda görevlendirilmiştir. Anayasada yer alan eşit işe eşit ücret kuralı da doğrudan uygulanabilir niteliktedir. İsviçre Anayasası (Art.4), Alman Anayasasından (Art.3/II) farklı özellik taşımaktadır. İsviçre'de yasalarda kadın erkek eşitliğinin özellikle aile, öğrenim ve iş yaşamında sağlanması Anayasa gereğidir. 14.6.1981 de yapılan bu Anayasa değişikliğine uygun olarak 1.1.1988 de.Medeni Kanun (ZGB) değişikliği gerçekleştirilmiştir. İsv.MK. (ZGB) 160. md.ye göre "evin seçilmesi kocaya verilen bir yetki idi", bu konuda yeni düzenlene şekline göre ( İsv.MK. 162.md) "Eşler evlilik konutunu birlikte belirler" ve bu maddeye paralel olarak İsv. F. Anayasası 4/2 gereğince İsv. MK.25 de yer alan "kadının ikametgahı, kocanın ikametgahıdır" hükmü yürürlükten kaldırıldı. İsv. MK. (ZGB) 160. maddesi "koca birliğin başkanıdır, evi seçer ve kadın ve çocuğun geçimini sağlamaya gerekli özeni gösterir" yürürlükten kaldırıldı. Eşlerden her biri ailenin ihtiyaçları için karşılıklı görev ve sorumluluğu haizdir, şeklinde bir hükme yer verildi.(10). Aile adı (soyadı) ile ilgili maddeye "kocanın soyadı aile adıdır" maddesine "kadın evlendirme memuruna kendi soyadını da korumak istediğini, aile adı ile birlikte kullanmak istediğini beyan edebilir" hükmü eklenmiştir. Velayet konusunda yine eşitlikçi bir anlayışla, anne baba velayet hakkını ortaklaşa kullanır hükmü getirildi (ZGB 297). Mal rejimlerinde sözleşme ile başka bir usul kararlaştırılmamış ise yasal mal rejimi olarak "edinilen mallara katılma" (Errungenschaftsbeteiligung) sistemi kabul edilmiştir.(ZGB 181). Bu sistem ile, evlilik herhangi bir nedenle sona erdiğinde evli kadının hakları korunmuş, mağdur olması önlenmiş oldu.(11). Karı koca arasında aile içinde eşit hakları sağlama yolunda Fransa, Avusturya, Norveç ve diğer birçok ülke Medeni Kanunlarında değişiklik yapılmış ve aile, günümüz koşul- larına uygun anlayışla, eşlerin eşit haklardan yararlandığı ve eşit sorumluluklar üstlendiği kurum olarak kabul edilmiştir, yapılan yeni düzenlemeler bu anlayışı yansıtmaktadır.

Ülkemizde aile içinde kadın erkek eşitliğinin yasal olarak da yaşama geçirilmesi, eşler arasındaki ilişkilerin ve çocuklarla olan ilişkilerin günümüzün toplumsal ve ekonomik ihtiyaçları da gözönünde tutularak daha geniş bir hak ve görev eşitliği çerçevesinde değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca, bu değişikliğin yapılması 1985 yılında Türkiye'nin de onaylayarak taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi uyarınca taahhüt edilmiş bulunmaktadır.Eşleri eşit haklardan yararlanacak konuma getirecek kuralların koyulması için Medeni Kanun değişikliğinin öncelikle Aile Hukuku bölümünde yapılması, özellikle mal rejimlerinde evli kadının haklarını koruyacak hükümlerin en kısa sürede getirilmesi gerekmektedir.

DİPNOTLARI :

1) ÇELİKEL Aysel, Cumhuriyet Dönemi Hukuk Devrimi,Açış Konuşması, Türk Hukukçu Kadınlar Der. Yayını, No.4, İstanbul,1995, s.6. 2) MOROĞLU Nazan, Medeni Kanunun Yürürlüğe Girmesinin 69. Yılı ve Beklentilerimiz, Bizim Gazete, 5.11.1995. 3) PALANDT, Bürgerliches Gesetzbuch,Beck'sche Kurzkommentare,München 1989, s.1332. 4) TEKİNAY S.S., Türk Aile Hukuku, İstanbul 1990, s.294. 5) MENZEL Birgit, Frauen- und Menschenrechte, Frankfurt 1994, s.156. 6) JARASS/PIEROTH, Grundgesetz für die Bundesrepublik Deutschland, Kommentar, München 1989, Beck, s.84-85. 7) MASSFELDER/REINECKE, Das Gleichberechtigungsgesetz mit Erlaeuterungen, Berlin-Köln,1958, s.1- 357. 8) WESTERMANN H.P., Handkommentar zum BGB, 2.Band, München 1975, s.628. 9) LEIBHOLZ,RINCK, Grundgesetz für die Bundesrepublik Deutschland, Köln 1971, s.165. 10) GÖREN ATAYSOY Zafer, Türk, Alman-İsviçre Hukukuna Göre Farklı Cinslerin Eşit Haklara Sahip Olmaları, Ankara 1991, s.62. 11) GUTZWILLER Max, Schweizerisches Privatrecht, Basel, Stuttgart, 1967, s.293.
İmage
  




Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar):
1 Ziyaretçi